Perşembe, Mart 21, 2019
Text Size

Kadınlarda Sağlıklı Yaşlanma” konulu panelde ''Kadın ve Medya Algısı''nı anlattım.

Selçuk Üniversitesi Kadın, Aile ve Toplum Hizmetleri Uygulama ve Araştırma Merkezi (Katum) Müdürlüğünün düzenlediği “Kadınlarda Sağlıklı Yaşlanma” k...

İkindi Sohbetlerinde ''Mevlana ve İletişim'' konusunu paylaştık.

Konya Kültürünün işlendiği Koyunoğlu Müzesi İkindi Sohbetlerinde seçkin bir toplulukla "Mevlana ve İletişim" konusunu paylaştık. Gerçekten dinleyi...

Askon Konya ekibiyle başarı ve mutluluğun şifrelerini paylaştık.

ASKON Konya Şubesi Yönetim Kurulu üyelerine ''İş Hayatında İletişim, Aile İçi Huzurun Dinamikleri, İş ve Aile Ahlakı'' konularında sunum yaptık.YK Baş...

Mehmet Hasan Sert llkokulunda Velilerle 'İletişim'i paylaştık...

M. Hasan Sert İlkokulunda Velilerle 'İletişim' ve yardımcıları 'Sevgi ve Sabır' konusunu paylaştık...

  • Kadınlarda Sağlıklı Yaşlanma” konulu panelde ''Kadın ve Medya Algısı''nı anlattım.

    Çarşamba, 13 Mart 2019 12:05
  • İkindi Sohbetlerinde ''Mevlana ve İletişim'' konusunu paylaştık.

    Salı, 05 Mart 2019 08:34
  • Askon Konya ekibiyle başarı ve mutluluğun şifrelerini paylaştık.

    Pazartesi, 24 Aralık 2018 14:06
  • Muhabbethane'de Gençlerle ''Huzurun Anahtarı''nı konuştuk...

    Salı, 13 Kasım 2018 08:17
  • Mehmet Hasan Sert llkokulunda Velilerle 'İletişim'i paylaştık...

    Perşembe, 25 Ekim 2018 09:01

Ahlak



Yüce Allah insanı kainata halife olarak yarattı.Ve onun dümenini yönetecek iki önemli cihaz verdi.Akıl ve kalp.İnsanoğluna, aklını ve kalbini kullanıp nefis ve diğer duygularını onların yönetiminde vermesi durumunda dünya ahiret mutluluğuna ulaşacağını 124 bin Peygamber ve ellerindeki semavi kitaplarla müjdeledi.

Bunu çok iyi bilen İblis insanoğlunun yönetim sistemini ters yüz etme konusunda çok çalıştı,çalışıyor kıyamete kadar çalışacak.

İblis aklı ve kalbi nefis ve hayvani duygulara hizmet etmek için bir alet haline getirme projesini bu gün başarıyla yürütüyor.Her insanda beyin var,akıl var, kalp var ama bir çoğunda yönetici olması gereken akıl ve kalp hizmetçi durumunda.

Bu gün bürokrasi de , siyasette , ticarette, yanlış bir saygı anlayışı ile Kuranı Kerim’i sarıp sarmalayıp yüksekçe yere asmak gibi beynini ve kalbini sarıp kullanmadan hareket eden bir dolu beyinsiz insan var.

Evet çok hareket ediyorlar,doğru çok çalışıyor gibi görünüyorlar ama nereye,kime çalışıyorlar,hangi ürünü çıkarıyorlar,hangi amaca hizmet ediyorlar belli değil.

Bu konuya çok güzel bir misal:

‘’Büyük Amerikan imalat fabrikalarından birinin yönetim kurulu üyeleri kâr ve zarar hesaplarını incelerken, fabrika müdürünün aylığına takılmışlar ve bunu bir hayli indirmenin mümkün olacağını düşünmüşler. İçlerinden iki kişi seçerek fabrika müdürü denen bu adamın neler yaptığını bir görmelerini ve ondan sonra bu konuda karar verilmesini kabul etmişler.

İki kişilik heyet bir sabah sessizce fabrikaya gitmiş ve fabrika müdürünün Odasına girmiş. Gördükleri manzara şu olmuş: Fabrika müdürü elinde kahve fincanı, ağzında piposu, ayakları masanın üstünde, etrafa halka dumanlar yaymakla meşgul. Masanın üstünde ne bir dosya, ne bir kağıt hiç bir şey yok.

Bir müddet kendisi ile oradan buradan konuşan heyet azaları bu müddet zarfında müdürün hiç bir işle meşgul olmadığını ve yalnız bir kaç basit telefon konuşması yaptığını görmüşler.Heyet üyeleri edindikleri izlenimi İdare Meclisine rapor etmişler. Raporda; fabrika müdürü denilen zatın yanında bulundukları üç kusur saat zarfında hemen hemen hiçbir şeyle meşgul olmadığını ve bu bakımdan böyle basit bir iş için verilen yıllık 100,000 dolardan en aşağı üçte ikisi nispetinde bir tasarruf sağlanabileceğini ifade etmişler.

Devamını oku...

Hz. Peygamber (s.a.) şöyle buyurur:

“Denizin dibindeki balıklar bile günahkâr ve zalimlerden şikayet ederler. Onların yüzünden yağmur kesilir, insanların rızkı azalır.” (Tergip ve Terhib:1/281)

Bu günlerde Rahmet aylarında olmamıza rağmen dünyamızdaki zulmün ağırlığını hepimiz hissediyoruz.Ve ortaya çıkan zulme bir şekilde hissedar olabiliyoruz.

Bu hal manevi havamızı ağırlaştırıyor,nefes almakta bazen zorlanıyoruz.Zira ruh maddi değil manevi atmosferden besleniyor.

Hz. Peygamber : “İnsanlar öyle aldatıcı yıllar görecek ki, o yıllarda yalancılar tasdik, doğrular tekzib edilecek, emin kimse hâinlikle suçlanacak, değersiz kimseler umumun işinde sahibi olacak.” (K.Sitte:17/563)

“Allah bir topluluğa gazap ederse onların fiyatlarında pahalılık, çarşıda kesatlık, aralarında fesat çoğalır ve iş başındakilerinin zulmü artar. Zenginler zekât vermek, baştakiler iyi idare etmez, fakirleri de namaz kılmaz.” (Ramuz:375/8)

Hz. Ömer (r.a.) şöyle anlatıyor:

Bir gün Peygamber yanımıza geldi ve: “Ey Muhacirler beş şey vardır, onlara imtihan olacağınız zaman artık toplumda hiç hayır kalmamıştır. O beş şey şunlardır:

Devamını oku...

Selçuk Üniversitesinde yaşanan olay,cinayet bizleri derinden üzdü.

Yakıştıramadık,bir yere koyamadık,işin içinden çıkmakta çok zorlandık.

Bu 3 kişi nasıl böyle işlerin için girmişlerdi.

Üç şey insan için çok ama çok zordur.

1.Affedebilmek

2.Sır tutmak

3.Boş (serbest) zamanı değerlendirmek.

Bugün insanlığın en büyük problemi sürekli daha rahat bir hayat arayışı peşinde koşmaktır.

Dolayısıyla hep daha rahat bir iş, daha rahat bir araba ve daha rahat bir ev, mobilya, koltuk, v.s.

Oysa insan fıtraten müteheyyiç olduğundan rahatı say(çalışma) ve cidaldedir.

Meylür-rahat, sürekli rahata meyletmek, daha rahat bir hayat peşinde koşmak Bediüzzaman Said Nursi’nin tespitiyle celladı sehhardır yani kendine bağlayan,büyüleyen cellat.

Oysa bu amaç dünyanın yaratılışına aykırıdır.

Peygamberimiz ‘Dünyayı, çöl sıcağında yolculuk yapan bir yolcunun bir ağaç gölgesinde gölgelenmesi gibi yaşayın’ tavsiyesinde bulunnuştur.

İnsanın önüne açılmış ebediyet yolunda sadece bir istasyon olan dünya hayatı ancak ağaç altında gölgelenmek kadar bir zaman değil mi dir ?

Dünya hayatını hac ya da umreye gitmiş bir Müslüman formatında yaşamak gerekiyor.

Devamını oku...

11-13 Mayıs tarihlerinde Eskişehir’de Türk Dünyası STK Lar Zirvesi yapıldı.130 yerli 70 i yurt dışından 200 katılımcı ile STK Lar konuşuldu.Ben de tebliğimin özetini okuyucularımla paylaşmak istedim.(http://www.stkzirve.com/program-TR-EN-RUS.pdf )

İyi yönetişim, toplumun kritik ihtiyaçlarının giderilmesi bakımından kamusal kaynakların ve sorunların etkin ve etkili yönetimi anlamına gelmektedir.[1]

İyi yönetişim ve etkin bir kamu sektör yönetimi sosyal değişimin ve başarılı bir ekonominin temel ayağını oluşturur. Özel sektör ve sivil toplum kuruluşları yönetişimin önemli bir yönünü oluştursa da, aslında bu kavram devletin kurumlarını ifade eder. Bu anlamda, bir ülkenin sorunlarının kapsamlı yönetimi bakımından gerekli siyasal ve yönetsel kuralları anlatır.

Uluslar arası alanda iyi yönetişimin birbirinin üzerine oturabilecek üç temel unsurunun olduğu söylenebilir. Bunlar katılım, sorumluluk ve hakkaniyet şeklinde belirtilebilir.[2]

Bu üç temel prensibin yanında bunlarla yakından ilgili olmak üzere bütün iyi yönetişim tariflerinde şeffaflık, yolsuzluklarla mücadele, demokrasi ve desantralizasyon gibi unsurlara da yer verilmektedir.[3]

"Yönetişim" tabirinin siyasal bilimlerin sınırını aşıp günlük kullanıma geçişte ara dönem yaşadığımızı ifade edebilirim. Bu  kavram;

"Yönetme" kelimesini tek taraflı olmaktan çıkartıp, yönetilenlerin de dahil olduğu karşılıklı bir etkileşime konu ediyor.

"İyi yönetişim" (good governance) tabiri, yönetilenlerin de paydaş olarak katıldığı, demokratik süreçlerin katkısıyla ortaya çıkan hızlı, ucuz, verimli ve kaliteli kamu hizmetini ifade ediyor. Yönetmek, artık modası geçmiş bir kelime. Kamu hizmeti verenler artık yönetmiyor, toplumun ihtiyaçlarına, onların önceliği ve tercihlerine göre hizmet üretiyorlar.

Günümüzde uluslar arası organizasyonlar, yaptıkları işlerde sadece üye devletlere karşı değil, sivil toplum örgütlerine, bireylere ve diğer devlet dışı aktörlere karşı da sorumluluğa davet edilmektedirler. Bu açıdan hükümet dışı organizasyonlar (NGO) çok uluslu organizasyonları sorumlulukları bakımından sürekli uyarmaktadırlar. Çok uluslu organizasyonlar onları kuran üyelerine ve devletlerine karşı sorumludurlar. Oysa NGO’lar devletlerin sadece halkın isteklerini taşıyan birer araç olduklarını ve bundan dolayı kurumların asıl sorumluluklarının halka karşı olması gerektiğini ileri sürmektedirler. Bu açıdan sorumlulukların belirlenmesinde NGO’ların etkinliğinin göz ardı edilmemesi gerekir.

Yönetişimin kamu,yerel yönetimlerde etkin bir şeklide sağlanmasında , yönetimde STK’lara imkan ve fırsat verilmesiyle mümkündür.

Devamını oku...

Dünya evinde hayat salonunda imtihan bizim için her an tazelenen ve yenilenen soru/sorunlarla devam eden canlı bir süreç.

Bu imtihanın anahtar kelimesi ‘sabır’

İnsan binlerce telin bulunduğu mükemmel bir müzik enstrümanı gibi.

Rabbimiz kainatta her şeyi altın oranla muhteşem bir düzen ve intizamla,mizanla yarattığı gibi, kainatın küçük numunesi olan insanda da aynı düzen, mizan ve intizam mevcut.

İnsandan kainatın düzenine uygun bir nağme çıkması bu telleri yerli yerinde kullanmasına bağlı.

Bir sanatçı titizliğiyle insan kendi akordunu sürekli yapmalı, yapabilmeli.

Telleri çok gevşek bırakmak ne yanlış ise ve insanı amaçtan uzaklaştırıyorsa, telleri aşırı germekte o kadar imtihan sırrına aykırı.

Hayat karşılıklı iki sahifede yazılan bir kitap gibi.

Bir tarafta dua ve tevekkül meyelanı hayra kuvvet vermek için,

Diğer tarafta istiğfar ve tövbe meyelanı şerri kesmek için.

İman tevhidi, tevhid teslimi, teslim tevekkülü, tevekkül saadeti dareyni (iki dünya saadetini) netice verir.(B.Said Nursi)

İman, sabır, teslim, tevekkülle hayat nağmesini ortaya koyarken tellerimizi itinayla ehemmiyetle kullanalım.

Çünkü bir tel bile kopsa bazen altın oran gereği insanın tüm dengesini kaybetmesine sebep olabiliyor.

Devamını oku...

Daha Fazla İçerik...

Sayfa 7 - 16

7