Pazar, Haziran 16, 2019
Text Size

İdeal Yurtlarında bu kez ülkemizde misafirimiz olan beyefendilerle ''Mevlana ve İletişim'' konusunu paylaştık.

İdeal Yurtlarında bu kez ülkemizde misafirimiz olan beyefendilerle ''Mevlana ve İletişim'' konusunu paylaştık. Bu imkanı sağlayan Ahmet Baydar Erh...

İdeal Yurtlarında hanımefendilerle ''Mevlana ve İletişim'' konusunu paylaştık.

İdeal Yurtlarında hanımefendilerle ''Mevlana ve İletişim'' konusunu paylaştık. Bize bu imkanı sağlayan Ahmet Baydar ve Erhan Dargeçit beylere teşekk...

Zehra Okullarındaydık..

Zehra Okullarında Eğitimcilerle birlikteydik...

  • ''Yorulmaz Bilginler'' kreşimiz velilerine ''Ailede Sosyal medya ve iletişim'' konulu konferans verdik.

    Cuma, 10 Mayıs 2019 08:21
  • 5. Akşehir Kitap Fuarına katıldık...

    Pazartesi, 06 Mayıs 2019 12:04
  • İdeal Yurtlarında bu kez ülkemizde misafirimiz olan beyefendilerle ''Mevlana ve İletişim'' konusunu paylaştık.

    Salı, 30 Nisan 2019 08:51
  • İdeal Yurtlarında hanımefendilerle ''Mevlana ve İletişim'' konusunu paylaştık.

    Çarşamba, 24 Nisan 2019 10:16
  • Zehra Okullarındaydık..

    Pazartesi, 22 Nisan 2019 12:06

Ahlak



Eğitim sistemi bizlere hep dış alemi öğretmeye çalıştı.

Bilimler hücreden başlayarak vücudumuz,şehrimiz,dünyamız ve evreni ayrıntısıyla bize anlattı.

Bizi biz yapan , bizi Kainatın halifesi haline getiren özel konumumuz anlatılmadı.

NLP kitapları da hep insanın dış alemle mücadelesini yüceltti.

‘Çare sizseniz çare sizsiniz’ gibi parıltılı laflarla insana hep dışarıya doğru gaz verdi.

Oysa insanı değerli kılan ruhu,kalbi ve onları sürekli gelişmeye zorlayan iç alemdeki nefsi idi.

Nefis terbiyesi kemal yolunun en önemli öğretisi dostlar.

İnsanoğlu; imtihan ve için gönderildiği dünyanın ve kendisinin hakiki mahiyetini çoğu

zaman anlayamadan kendisine ayrılan zamanı dolduruyor ve ölüyor.

Şurası çok net ki ; burası bir imtihan salonu.

Sorular ve sorulara verilmesi gereken cevaplar belli aslında.

Salon görevlileri hem soruları hem de verilmesi gereken cevapları insanlara bizzat yaşayarak,uygulayarak,en zor soruları cevaplayarak öğretiyorlar.

124 bin  peygamber, 124 milyon asfiya ve evliya bunun için yaşadılar.

3 ler , 7 ler , 40 lar bunun için.Ve kadro boşaldığında derhal dolduruluyor.

İmtihan salonu her bakımdan mükemmel,eksiksiz işliyor.

O zaman bizlere imtihana adam gibi hazırlanmak ve soruları doğru yapmak düşüyor.

Peki imtihanın en zor sorusu nedir ???

İşte onun cevabı insanın içinde çoğu zaman en son bakacağı yere saklanmış.

Devamını oku...

23 Eylül 2008 tarihiydi.

Ramazan ayının son 10 gününe girmiştik.

İddia edilen Ergenekon terör örgütüne dair bir yazı yazmıştım.

Yazının başlığı:İÇİMİZDEKİ ERGENEKONLARI TEMİZLEME ZAMANI’ idi.

Bu gün 08 Ocak 2015 Perşembe.

Yeni Türkiye’yi, 2023 ve 2053 ve 2071 hedeflerini konuşuyoruz.

O  tarihte farklı bir Ergenekon tarifi yapmıştım.

Maalesef zaman beni haklı çıkardı ve o gün en yüksek sesle Ergenekon diye feryat edenler,o gün şikayet ettikleri tüm olumsuz olayların başka bir versiyonu ile olarak karşımıza çıktılar.

O gün Kırmızı renklisini gördüğümüze Ergenekon’un bu gün yeşil renkli olanını yaşıyoruz.

Dostlar;

Müsaade ederseniz o günkü yazından kısa bir alıntıyla tespitimi sizinle paylaşayım,zamanın  tarifi ne kadar doğruladığına siz de hak vereceksiniz.

Ramazan ayının son 10 gününün verdiği manevi havanın da etkisiyle şöyle yazmıştım;

‘’ Başı rahmet, ortası mağfiret, sonu günahlardan bağışlanmak olan Ramazan ayının son günlerindeyiz. Yani final oruçlarını tutuyor, sahurlara kalkıyor, hatimlerimizin son cüzlerini okuyoruz.

Peki Ramazan orucu bizde nasıl bir değişiklik yaptı. Ramazan ayına başladığımız 1 eylül tarihi ile bu gün arasında bizde ne gibi değişiklikler oldu. Başımızı iki elimizin arasına alıp bu muhasebeyi yapmanın tam zamanı dostlar.

Muhasebemizi iyi yapalım ki son düzlüğüne girdiğimiz bu rahmet ayında ,  unuttuğumuz ihmal ettiğimiz, yapmayı planlayıp ta yapmadığımız bir faaliyetimiz kalmasın.  Çünkü 2009 Ramazan ayına kavuşacağımıza dair hiç birimizin senedi yok.

Hepimizin artık öğrendiği ve dalga dalga genişleyen bir Ergenekon yapılanması var. Bu rahmet ayında  şöyle bir muhasebe yapabiliriz.

Ben bir fert olarak ne kadar bu gibi örgütlerden uzağım ya da ne kadar bu örgütlere yakınım  ???

Devamını oku...

İnsan; kainatın yeryüzündeki halifesi.İnsan dağların,semavatın,arzın yüklenmekten kaçındığı ‘emanetin’ sahibi.İnsan olumlu noktada melekleri geride bırakan, olumsuz alanda da şeytanları geçen bir muamma.

İnsanın dünyaya kainatın yaratıcı tarafından halife ve muhatap olarak gönderilme sebebi ve hikmeti: “ iyi insan , kamil insan , mükemmel insan” olmaktır.

İnsan Yüce Yaratıcı tarafından  Hz. Adem’e bütün isimlerin öğretilmesi sayesindedir ki bütün aleme üstün kılınmıştır.Dolayısıyla insan denilince akla gelen ilk muhatap akıldır.

İnsan bütün yaratılanların en üstünü , en şereflisi olarak yaratılmıştır.Ve onun mahiyetinde melekleri geride bırakabilecek bir  cevher,kabiliyet yerleştirilmiştir.Yüce Allah insana kendinden bir ruh üflemiştir. Çünkü kemal ve cemal sahibi olan “alemlerin rabbi” kemal ve cemalini kulunun üzerinde görmek ve herkese göstermek istedi.

Kamil insan Yüce Allah’ın isimlerini ,kemal ve cemalini, kendisinde gösterebilen, yani onlara ayine olabilen insandır.Yani insanın görevi bir ömür boyu sabırla yaratıcısının kendisine hediye ettiği cevherleri ortaya koyabilmek , onları yansıtabilmek , o emanetleri hakkıyla ömrünün sonuna kadar taşıyabilmektir.

Her insan eşsiz, benzersiz, nadide, adeta elmas, yakut, zümrüt taşlarla bezenmiş bir tablo gibi yaratılmıştır. O tablonun üzerine çok ince zar şeklinde bir örtü örtülmüş. İşte insan bir ömür boyu sabırla itinayla kendisi olarak,kendini bilerek ,kendine yoğunlaşarak bu tabloyu ortaya koyacaktır.”İlim ilim bilmektir,ilim kendin bilmektir.Sen kendini bilmezsen bu nice okumaktır” hakikati insanın bir ömür boyunca dışarılarda aradığı hazinenin insanın kendi derinliklerinde olduğunu anlatır.Kemal Sayar’da “Yaşamak yavaş yavaş doğmaktır” diyerek bu hakikati çok güzel ifade etmiştir.

Devamını oku...

İnsanı insan yapan ruhudur.

Cismi, boyu, bosu , elbisesi, evi, arabası, isminin sol tarafındaki kariyer adları insanı insan yapmaz.

İnsanı adam yapan duruşudur.

Hak ve adalet karşısında kendi ya da yakınları aleyhine de olsa duruşudur adam yapan.

İnsan olarak doğmak kolaydır çünkü size kudretten karşılıksız verilir.

Ama adam kalmak kolay değildir zira bu sizin çaba ve gayretinize bağlıdır.

Adam mıyız değil miyiz bunun testi öldükten sonra arkamızdan bıraktığımız mirasla ilgilidir dostlar.

Ölüm yani kefen en sağlam terazidir.

‘’İnsan yavaş yavaş doğar

Tam doğumu ölünce tamamlar’’ der Kemal Sayar.

Ölüm son tartıdır aslında.

Ondan önce provalar vardır.

Namaza safa durmak gibi, eşit ve kardeşcesine.

Arafat ta vakfeye durmak kefenlerimizi giyerek.

İhramla dünyevi tüm rütbe, makam, mevki ve sıfatlardan arınırız.

Arafat ta vakfede bizimle ne varsa biz O yuz.

Ne eksik ne fazla.

Devamını oku...

Yüce Allah insanı kainata halife olarak yarattı.Ve onun dümenini yönetecek iki önemli cihaz verdi.Akıl ve kalp.İnsanoğluna, aklını ve kalbini kullanıp nefis ve diğer duygularını onların yönetiminde vermesi durumunda dünya ahiret mutluluğuna ulaşacağını 124 bin Peygamber ve ellerindeki semavi kitaplarla müjdeledi.

Bunu çok iyi bilen İblis insanoğlunun yönetim sistemini ters yüz etme konusunda çok çalıştı,çalışıyor kıyamete kadar çalışacak.

İblis aklı ve kalbi nefis ve hayvani duygulara hizmet etmek için bir alet haline getirme projesini bu gün başarıyla yürütüyor.Her insanda beyin var,akıl var, kalp var ama bir çoğunda yönetici olması gereken akıl ve kalp hizmetçi durumunda.

Bu gün bürokrasi de , siyasette , ticarette, yanlış bir saygı anlayışı ile Kuranı Kerim’i sarıp sarmalayıp yüksekçe yere asmak gibi beynini ve kalbini sarıp kullanmadan hareket eden bir dolu beyinsiz insan var.

Evet çok hareket ediyorlar,doğru çok çalışıyor gibi görünüyorlar ama nereye,kime çalışıyorlar,hangi ürünü çıkarıyorlar,hangi amaca hizmet ediyorlar belli değil.

Bu konuya çok güzel bir misal:

‘’Büyük Amerikan imalat fabrikalarından birinin yönetim kurulu üyeleri kâr ve zarar hesaplarını incelerken, fabrika müdürünün aylığına takılmışlar ve bunu bir hayli indirmenin mümkün olacağını düşünmüşler. İçlerinden iki kişi seçerek fabrika müdürü denen bu adamın neler yaptığını bir görmelerini ve ondan sonra bu konuda karar verilmesini kabul etmişler.

İki kişilik heyet bir sabah sessizce fabrikaya gitmiş ve fabrika müdürünün Odasına girmiş. Gördükleri manzara şu olmuş: Fabrika müdürü elinde kahve fincanı, ağzında piposu, ayakları masanın üstünde, etrafa halka dumanlar yaymakla meşgul. Masanın üstünde ne bir dosya, ne bir kağıt hiç bir şey yok.

Bir müddet kendisi ile oradan buradan konuşan heyet azaları bu müddet zarfında müdürün hiç bir işle meşgul olmadığını ve yalnız bir kaç basit telefon konuşması yaptığını görmüşler.Heyet üyeleri edindikleri izlenimi İdare Meclisine rapor etmişler. Raporda; fabrika müdürü denilen zatın yanında bulundukları üç kusur saat zarfında hemen hemen hiçbir şeyle meşgul olmadığını ve bu bakımdan böyle basit bir iş için verilen yıllık 100,000 dolardan en aşağı üçte ikisi nispetinde bir tasarruf sağlanabileceğini ifade etmişler.

Devamını oku...

Daha Fazla İçerik...

Sayfa 7 - 17

7