Çarşamba, Ocak 16, 2019
Text Size

Askon Konya ekibiyle başarı ve mutluluğun şifrelerini paylaştık.

ASKON Konya Şubesi Yönetim Kurulu üyelerine ''İş Hayatında İletişim, Aile İçi Huzurun Dinamikleri, İş ve Aile Ahlakı'' konularında sunum yaptık.YK Baş...

Mehmet Hasan Sert llkokulunda Velilerle 'İletişim'i paylaştık...

M. Hasan Sert İlkokulunda Velilerle 'İletişim' ve yardımcıları 'Sevgi ve Sabır' konusunu paylaştık...

Ereğli'de Çocuk ihmal ve istismarı üzerine konuştuk.

  Ereğli'de 15 Temmuz Anaokulu Salonunda Veli ve Eğitimcilere Çocuk ihmal ve istismarı üzerine konuştuk.    

  • Askon Konya ekibiyle başarı ve mutluluğun şifrelerini paylaştık.

    Pazartesi, 24 Aralık 2018 14:06
  • Muhabbethane'de Gençlerle ''Huzurun Anahtarı''nı konuştuk...

    Salı, 13 Kasım 2018 08:17
  • Mehmet Hasan Sert llkokulunda Velilerle 'İletişim'i paylaştık...

    Perşembe, 25 Ekim 2018 09:01
  • Emirgazi'de öğretmenlerimizle beraberdik...

    Pazartesi, 24 Eylül 2018 11:06
  • Ereğli'de Çocuk ihmal ve istismarı üzerine konuştuk.

    Salı, 03 Nisan 2018 09:02

Ahlak



Dünyanın en kıymetli değeri, sizi karşılıksız seven ve size siz olmadığınızda da dua eden bir insandır yani dosttur.

Sanayileşme, kapitalizm, tüketim toplumu, pragmatizm gibi etkenler günümüzde dostluğun önemini iyice artırdı.

Zira dostluğun  yukarıda saydığımız etkenlerin kitabında maalesef yeri yok.

‘Daha çok kazan, daha çok tüket, tükettiğin kadar mutlu ol, tükettiğin kadar kendini gerçekleştir’ gibi yaratılışa, fıtrata tam zıt hatta yaratılışa savaş açan bu yaklaşımları insanoğluna mutluluk getirmiyor.

Başta eşi olmak üzere dostuyla kendini tamamlayan, dostuyla var olan insan, gönlüne gönül, sohbetine sohbet, duasına duayla karşılık veren samimi dostları kadar mutlu olabiliyor.

Hz. Muhammed-Hz. Hatice-ül Kübra, Hz.  Muhammed, Ebu Bekir(r.anhum) dostlukları en güzel misaller. İkinin ikincisi sözüyle Kur’an-ı Kerim’de rabbimiz bu dostluğu övüyor ve bize dünyada böyle dostlar edinmemizi tavsiye ediyor. Bu ifadenin de yer aldığı ayet bize bir HAYAT NİZAMI tavsiye ediyor: ‘’Eğer siz (ilayı kelimetüllah için) o (Peygamber)e yardım etmezseniz (mühim değil, Allah ona yardım edecektir). Hani vaktiyle inkarcılar onu iki kişiden biri olarak (Ebu Bekir'le birlikte Mekke'den) çıkardıkları zaman, ona Allah yardım etmişti. Onlar (Sevr dağında) mağarada bulunurken, o arkadaşına: “Tasalanma, çünkü Allah bizimle beraberdir” demişti. Bunun üzerine Allah da o(na yardım etmiş ve arkadaşının kalbi)ne huzur ve güven indirmişti. Ve onu görmediğiniz ordularla desteklemişti. Böylece inkâr edenlerin sözünü (davasını) alçaltmıştı. Allah'ın sözü en yücedir. Çünkü Allah üstündür, hüküm ve hikmet sahibidir.’’Tevbe,9/40

Hepimize örnek olabilecek bir dostluk hikayesini sizlerle paylaşmak istiyorum.

Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan ile Başbakan Yardımcımız Yalçın Akdoğan arasındaki dostluk bizlerin ders alması, gıpta etmesi , olumlu anlamada istifade etmesi adına güzel ibret levhaları sunuyor.

İşte bu zamanda dostluk böyle olur kabilinden örnek bir dostluk hikayesi onların ki.

Yazılarını zevkle okuduğum ve istifade ettiğim  Türkiye’nin en iyi iletişimcilerinden kabul ettiğim Nuran Yıldız Hanımefendi bakın bu dostluğu bize de ders ve ibret olsun şekliyle ne güzel kaleme almış:

‘’Kıskançlık huyum yoktur. Sevgilimi. Meslektaşlarımı. Başarılıyı. Paralıyı. Şöhretliyi. Kıskanmam. Sanırım “sahip olma”ya meylim yok.

Ama. Cumhurbaşkanı/Başbakan Erdoğan’ın, danışmanı Yalçın Akdoğan’la ilişkisini hep kıskandım.

Devamını oku...

Dünyaya imtihan için gönderilen insanın en kıymetli sermayesi zamandır.

Zamanı daha çok bir yıllık dilimlerle ifade ederiz.

Zira yıllık alışkanlık tekrar edilir çoğu zaman.

Alışkanlıkları terk etmek ve değiştirmek çok ama çok zordur.

Bu sebeple hayatımızı olumlu alışkanlıklarla donatmak en akıllıcası.

Bu olumlu davranışların kazanılmasında da en çok ihtiyacımız çelikten bir irade.

İşte Recep-Şaban ve Ramazan ayları hayatımızı disiplinize etmek ve irade eğitimi açısından çok önemli bir destek sağlıyorlar bizlere.

O halde hayatımıza her yıl bir müfettiş edasıyla katkı yapan Recep-Şaban ve Ramazan aylarına yakından bakalım.

Alışılmasının önüne geçmek ve yılın tüm zamanlarına nüfuz etmek için her yıl 10 gün önceden gelir.Gelmeden Recep ve Şaban isminde 2 yardımcısını gönderir. Yardımcılar üstadları olan Ramazan konusunda ev sahiplerini bilgilendirir ve onun ziyaretine hazırlarlar. 

Ve muhteşem bir eda ile gelir Ramazan. Hediyelerle , müjdelerle , temizlik maddeleriyle gelir.Ruhumuzu , kalbimizi , gönlümüzü temizler.Bizi fabrika ayarlarına döndürmek için gayret eder.Bu 3 aylık manevi check-up aynı zamanda diğer 9 ayın aynı şeklide yaşanması içindir. 

Ciddi  , şefkatli , merhametli bir müfettiş gibidir Ramazan ve yardımcıları Recep ve Şaban. Bize çok şey getiriler ve bizden çok şey götürüler.Önemli olan onları önemsemek , ciddiye almak ve nasihat ve ikazları dinlemek. 

Dünyevileşmenin zirve yaptığı , madde ve bedene yatırımda korkunç bir yarışın içindeki insanoğlu için Ramazan tam bir rahmettir.Maddeten elinin eteğini oruçla çeken insan ruhunu hatırlar.Rabbinden bir parça olan ve maddenin ve bedenin inceldiği kadar kendini gösterebilen ruhun bayramıdır Ramazan.

Mevlana öyle der:Beden ve madde ağaçlarının inceldiği kadar ruhun ışıkları huzmeler halinde kendini gösterir.

Devamını oku...

haddini bilmek ile ilgili görsel sonucuİnsan Yüce Yaratıcı tarafından Halife olarak yaratıldı.

Kendisine irade ve inisiyatif kullanma yetkisi verildi ki ; bu hiçbir yaratılmışa verilmemişti.

Yaratılışta fıtratta irade ve inisiyatif kullanma yetkisi sınırsız verilen halife insana Peygamberlerle gelen kitaplar ve şeriatlar sınır çizdi.

Fıtratta sınırsız, dinler ve şeriatlarla sınırları çizilen insanın imtihanı buydu aslında.

Hakkını ve haddini bildiği oranda değerli bir kuldu.

Hakkını ve haddini bildiği kadar güçlü ve onurluydu.

Hakkını ve haddini bildiği sürece ahsen-i takvimde kainatın tepesindeydi.

Bu sebeple İslam’ın 6. Şartı ‘haddini bilmek’ dendi.

İblis Yüce Yaratıcıya açıkça ifade ettiği üzere insanı hakkı ve haddinin dışına teşvik etti hep.( (İblîs): «Beni azgınlığa itmene karşılık, and olsun ki, onları saptırmak için senin dosdoğru yolun üzerinde oturacağım, sonra da onlara önlerinden, arkalarından, sağlarından ve sollarından (yaklaşıp) geleceğim ve Sen, onların çoğunu şükreder bulamayacaksın» dedi.Araf,7/16,17)

Demek ki insanın tüm gücü ve kuvveti ayaklarını sağlam basabildiği, kendisine tahsis edilmiş alanıyla sınırlı.

Bizi yoran , üzen, sabrımızı tüketen, agresif yapan, psikolojimizi bozan, cinnete getiren olaylar gerçekte bizim alanımızda olmayan bizim hakkımızı ve haddimizi bilmeden girdiğimiz alanlar.

Rabbim kendi sınırlarında kalması şartıyla insana kaldıramayacağı hiçbir yükü yüklemeyeceğini garanti ediyor.(Allah, hiç kimseye güç yetireceğinden daha fazlasını yüklemez.Bakara,2/286)

Rabbim bu sınırlara dikkat etme konusunda Peygamberlerinin dahi zorlandığı misalleri bizlere vererek eğitir bizleri.

Devamını oku...

Cennetten çıkarılarak gönderildiğimiz ve cennete göre çok çok aşağılarda bir yerlerde olan yani deni(alçak,aşağı) olan dünyaya bakışımız tüm hayatımızı düzenliyor aslında.

Basitçe bir imtihan salonu olarak düzenlenmiş ve cennetten nimetlerin bir kısmının çok zayıf numune ve örnekleriyle donatılmış bir imtihan salonu dünyamız.

Vücudumuz da bu imtihan salonuna uygun bir şekilde geçici bir zaman için verilmiş ameliyat öncesi giydiğimiz elbise mahiyetinde.

Oysa her şeyiyle hay, her şeyiyle canlı olan ahret hayatı bambaşka.

Ölümün, yaşlılığın, zevalin, elemin, acının yokluğun olmadığı hep mutluluğun olduğu bir dünya ahret.

Dünyanın bin sene mesudane hayatının bir saatine karşılık gelmediği bir cennet;

Ve cennetinde bin sene mesudane hayatının bir saat Cemalullah’ını seyretmeye karşılık gelmediği bir sevgiliye kavuşmak Şeb-i Arus.

Şunu unutmayalım dostlar imtihan için dünyada verilen tüm numuneler sınırlı.

Mesela tüm hayatınız boyunca yiyeceğiniz ET , ya da TATLI miktarı belirli.

Çok yer israf ederseniz ömrünüzün ortasında bunlardan mahrum kalabilirsiniz.

Nasıl mı ? dediniz.

Doktor; ‘beyefendi GUT hastalığına yakalanmışsınız size ET yasak’ diyebilir.

Dediği anda et size haram olur.

Kanaat tükenmez hazinedir.

Coşkun akan nehirden dahi abdest alsanız israf etmeyin diyor Peygamberimiz.

Devamını oku...

Eğitim sistemi bizlere hep dış alemi öğretmeye çalıştı.

Bilimler hücreden başlayarak vücudumuz,şehrimiz,dünyamız ve evreni ayrıntısıyla bize anlattı.

Bizi biz yapan , bizi Kainatın halifesi haline getiren özel konumumuz anlatılmadı.

NLP kitapları da hep insanın dış alemle mücadelesini yüceltti.

‘Çare sizseniz çare sizsiniz’ gibi parıltılı laflarla insana hep dışarıya doğru gaz verdi.

Oysa insanı değerli kılan ruhu,kalbi ve onları sürekli gelişmeye zorlayan iç alemdeki nefsi idi.

Nefis terbiyesi kemal yolunun en önemli öğretisi dostlar.

İnsanoğlu; imtihan ve için gönderildiği dünyanın ve kendisinin hakiki mahiyetini çoğu

zaman anlayamadan kendisine ayrılan zamanı dolduruyor ve ölüyor.

Şurası çok net ki ; burası bir imtihan salonu.

Sorular ve sorulara verilmesi gereken cevaplar belli aslında.

Salon görevlileri hem soruları hem de verilmesi gereken cevapları insanlara bizzat yaşayarak,uygulayarak,en zor soruları cevaplayarak öğretiyorlar.

124 bin  peygamber, 124 milyon asfiya ve evliya bunun için yaşadılar.

3 ler , 7 ler , 40 lar bunun için.Ve kadro boşaldığında derhal dolduruluyor.

İmtihan salonu her bakımdan mükemmel,eksiksiz işliyor.

O zaman bizlere imtihana adam gibi hazırlanmak ve soruları doğru yapmak düşüyor.

Peki imtihanın en zor sorusu nedir ???

İşte onun cevabı insanın içinde çoğu zaman en son bakacağı yere saklanmış.

Devamını oku...

Daha Fazla İçerik...

Sayfa 5 - 15

5