Pazar, Haziran 16, 2019
Text Size

İdeal Yurtlarında bu kez ülkemizde misafirimiz olan beyefendilerle ''Mevlana ve İletişim'' konusunu paylaştık.

İdeal Yurtlarında bu kez ülkemizde misafirimiz olan beyefendilerle ''Mevlana ve İletişim'' konusunu paylaştık. Bu imkanı sağlayan Ahmet Baydar Erh...

İdeal Yurtlarında hanımefendilerle ''Mevlana ve İletişim'' konusunu paylaştık.

İdeal Yurtlarında hanımefendilerle ''Mevlana ve İletişim'' konusunu paylaştık. Bize bu imkanı sağlayan Ahmet Baydar ve Erhan Dargeçit beylere teşekk...

Zehra Okullarındaydık..

Zehra Okullarında Eğitimcilerle birlikteydik...

  • ''Yorulmaz Bilginler'' kreşimiz velilerine ''Ailede Sosyal medya ve iletişim'' konulu konferans verdik.

    Cuma, 10 Mayıs 2019 08:21
  • 5. Akşehir Kitap Fuarına katıldık...

    Pazartesi, 06 Mayıs 2019 12:04
  • İdeal Yurtlarında bu kez ülkemizde misafirimiz olan beyefendilerle ''Mevlana ve İletişim'' konusunu paylaştık.

    Salı, 30 Nisan 2019 08:51
  • İdeal Yurtlarında hanımefendilerle ''Mevlana ve İletişim'' konusunu paylaştık.

    Çarşamba, 24 Nisan 2019 10:16
  • Zehra Okullarındaydık..

    Pazartesi, 22 Nisan 2019 12:06

Ahlak



Hamiyet; Türk Dil Kurumu Türkçe sözlüğünde ‘’ Bir insanın kendi yurdunu, ulusunu ve ailesini koruma çabası,insanlık,fazilet,izzet-i nefs,gayret’’ olarak tarif ediliyor.

Günümüzde dünyanın her açıdan en zengin bölgesinde yaşayan bizlerin sahip olması gereken bir özellik: Hamiyet

Kaybetmeden elindeki nimetin kıymetini bilmez insan çoğu zaman.

Ama akıllı insan olayları ferasetiyle önceden sezip görebilen insandır.

İnsanı diğer varlıklardan ayıran aklın; Tezekkür(geçmişe bakarak anı ve geleceği değerlendirme), tefekkür kişi ve olayları bütün yönleriyle ele alabilme, taakkul (aklı en üst düzeyde kullanma), tedebbür (dünden ilham alıp,bu günü iyi gözlemleyip,geleceğe dair tedbirler alabilme) gibi şubelerini eşgüdüm içerisinde çalışarak hamiyete destek vermeli.

Hamiyeti;’’Şiddeti mevanıa şiddetle mukabele etmektir=Şiddetli engellere şiddetle karşı koymaktır.’’şeklinde tarif eder Said Nursi.

Çocuklarımıza aile ve okuldan itibaren tüm eğitim kurumlarımızda en başta hamiyet duygusu aşılanmalı.

Sahip olduklarının kıymetini bilme ve onları koruma konusunda şuurlu bir gençlik oluşturmak eğitim sisteminin en başta gelen hedefi olmalı.

Yaşadığımız süreçte imtihanın gereği hak etmediğimizi düşündüğümüz çok olaylar yaşayabiliriz.

Hamiyet burada devreye girmeli.

Kendimizi, ailemizi, şehrimizi, ülkemizi hatta tüm insanları karşılıksız sevmenin adıdır hamiyet.

Zira saydıklarımız bizi de yaratan Allah’ın gözetip korumamız için bize verilmiş birer emanettir.

Emanete riayet duygumuz kadardır imanımız.

Emanete ihanet münafığın baş vasfıdır.

Devamını oku...

90 lı yılların başlarıydı.

Gündüzleri üniversite okurken, geceleri sağlık memuru olarak adli tabiplikte nöbet tutuyordum.

Fakülteden çıkıp Dağlık Karabağ’da Azeri kardeşlerimize Ermenilerin yaptığı zulüm ve işkencenin fotoğraflarının bulunduğu sergiyi gezdim.

Duygulanmıştım, hüzünlü bir ruh haliyle nöbetime başladım.

İlk gelen adli vak’a pedofili bir sapığın küçük yaştaki çocuğa cinsel istismarı idi.

Zaten sergiden dolayı hüzünle dolu dünyam tamamen allak bullak olmuştu.

İyice bunalan ruhuma bir pencere açmak için okuduğum kitabın boş sayfalarına yazmaya başladım.

Yazının özeti şuydu:

Kilometrelerce ötede Müslüman kardeşlerimiz için endişelenip, hüzünlenip duaya, maddi-manevi çabaya kalkışırken hemen dibimizdeki bize daha yakın olan Müslüman kardeşlerimizin sıkıntılarını ihmal mi ediyorduk?

Kıyas yaptım. Azeri kardeşimiz düşman silahıyla şehit olurken, burada vatanımda 4 yaşındaki çocuk bir ömür utançla taşıyacağı bir suçun muhatabı olmuştu.

Gece uzundu ve derinlemesine tefekkür, teemmül, tezekkür, taakkuldan sonra anladım ki şeytan en büyük numarasını işletiyor mümin kalpler üzerinde.

İmtihan için gönderildiğimiz dünyada Rabbimiz bize şeytanın apaçık bir düşman olduğunu bildirir: ‘’Şeytana itaat etmeyin, o size açık bir düşmandır diye size öğüt vermedim mi? Ey Adem oğulları!...’’ Yasin,36/60

Kur’an-ı Kerim'de Yüce Allah baştan sona şeytan ve hileleri konusunda bizleri ikaz eder.

Şeytanın en büyük numarası ise bana göre, zaman olarak ‘AN’ı, mekan olarak bulunduğunuz ‘KONUM’u ıskalamanızı sağlamaktır.

Bu anlamda şeytan çok gayretlidir ve nefis şeytanın bu konuda her daim içeriden destekçisidir.

Devamını oku...

İnsanın ezelden ebede yolculuğunda en çok dikkat etmesi gereken yol arkadaşlarıdır.

Dar dairede eşimiz ve çocuklarımızla başlayan ve durgun bir suya atılan taşın oluşturduğu halkalar misali genişleyen arkadaşlar.

‘’Evvel-refik bağdet-tarik=Önce yol arkadaşı, sonra yol’’ sözü bu gerçeği ne güzel anlatır.

Neden yol arkadaşı bu kadar önemlidir?

Çünkü onlar bize her daim ayna tutan, gerçekle beraber yürümemizi sağlayan yardımcılarımızdır.

Abd’de de başlayan ve dünyaya iletişim imkanlarının gelişmesiyle hızla yayılan pragmatizm arkadaşlık anlayışımızı etkiledi.

Pragmatizm: Felsefede; uygulayıcılık, uygulamacılık, fiîliyye, faydacılık, yararcılık gerçeğe ve eyleme yönelik olan, pratik sonuçlara yönelik düşünme temelleri üzerine kurulmuş olan felsefi akım.    insanların "iyilik, hakikat, doğruluk" gibi kavramları bir kenara bırakıp herhangi bir şeyi değerlendirmede "kişisel faydayı" esas alan düşünce sistemidir.

Oysa Yüce Allah insanı meleklerden farklı olarak hata yapan bir varlık olarak yaratmış ve hatasını fark edip tövbe etmesini övmüştür.

İblis ile Hz. Adem arasındaki fark da budur. İkisi de hata yapmış, hataları Allah tarafından kendilerine bildirilmiş, neticede birisi hatasında ısrar etmiş, diğeri hatasını itiraf edip tövbe etmiştir.

İşte arkadaşlarımız bize ayna olmalı sadece ve sadece göstermelidir.

Pragmatizm arkadaşlık ilişkilerinde maalesef ‘’faydacı’’ yaklaşımı ön plana çıkardı.

Arkadaş arkadaşa gerçekleri söylemek yerine onun hoşuna gidecek ‘’beyaz’’ yalanları tercih eder oldu.

Yaklaşım çok cazibeli,çok çekiciydi.

Zira direk insanın en zayıf noktasına, en kuvvetli zaafına egosuna hizmet ediyordu.

Sürekli kendisinin kusursuz olduğunu söyleyen arkadaşlar , beyaz ve pembe yalanlar insanı adeta uyuşturucu etkisiyle hayal dünyasında uçuruyordu.

Oysa uçmak kolay ama inmek zordu.

Devamını oku...

Nasreddin Hoca çarşıda dolaşırken gevezenin biri:


– “Efendi, az önce nar gibi kızarmış bir tepsi baklava götürdüler,” demiş.

Hoca aldırış etmeksizin ;


“Bana ne ?” demiş.

– “Amma, baklava tepsisini sizin eve götürdüler” demiş geveze.


Hoca terslemiş adamı;


– “O zaman sana ne demiş…


Peygamberimiz ‘’Malayaniyi kendisini ilgilendirmeyen lüzumsuz , işleri)  terk etmek, kişinin müslümanlığının güzelliğindendir.’’buyuruyor.

Rabbimiz ise İsra suresi 36. ayette;

‘’ Hakkında kesin bilgi sahibi olmadığın şeyin peşine düşme! Çünkü kulak, göz ve kalp, bunların hepsi ondan (o peşine düştüğün şeyden) sorumludur’’ ikazını yapıyor.

Günümüzde özellikle sosyal medyanın sağladığı imkanlar, bizleri hayatımızın en önemli sermayesi olan zamanı kullanım konusunda özel bir dikkate davet ediyor.

Zira geçmişte gıybet, dedikodu, nemime, iftira gibi ağızdan ağza işlenen günahlar, bugün sosyal medya üzerinden işlendiğinde binler,yüz binler, milyonlar katında günah olarak karşımıza çıkıyor.

Olumlu veya olumsuz işlenen her amelin çok ciddi karşılıları var günümüzde.

İnsanımız internet üzerinde, özellikle sosyal medya düzleminde  ‘bir tık’ diye basite aldığı bir işlem dünya/ahiret çok büyük sorumluluklara yol açabiliyor.

Hayatımızı planlarken meşguliyetlerimizi Nasreddin Hoca’nın ‘’sanane/banane’’ ölçüsüyle gözden geçirmek zorundayız.

Devamını oku...

Hz. Adem babamız ve Havva annemiz ile İblis emre itaatsizlik konusunda aynı pozisyonda idiler.

Kıyamete kadar ayrılan ve birbirinden ayrılan yollara girime gerekçeleri şuydu.

Hz. Adem babamız ve Hz. Havva annemiz Rabbimizin eleştirisini dikkate almış,

öz-eleştiri yapmış, girdikleri yolun yanlış olduğunu anlamış ve dönmüş,

Rablerinin istediği yola revan olmuşlardır.

‘’Böylece ikisinin de yanılmalarını sağladı.

Âdem ile eşi o ağacın meyvesinden tadınca, mahrem yerleri açılıp ortaya çıktı.

Bunun üzerine cennet yapraklarıyla oralarını örtmeye başladılar.

Rableri de onlara şöyle seslendi:

“Ben ikinizi de o ağaçtan yasaklamadım mı?”

Ve size: “Şeytan mutlaka ikinize de açık bir düşmandır” demedim mi?

(Hz. Adem ve Havva her ikisi de:)

“Ey Rabbimiz! Biz kendimize yazık ettik; bizi bağışlamaz ve bize merhamet etmezsen, hiç şüphesiz kaybedenlerden oluruz!” dediler. ‘’ A’raf, 7/22,23

İblis ise yaptığı yanlış fiil sebebiyle eleştirildiği halde gittiği yolu terk etmemiş ve kendi mantıksal düzleminde gurur ve kibirle savunmaya geçerek eleştiriye eleştiri ile cevap vermiştir.

‘’Allah İblis'e: “Secde etmeni emrettiğimde seni secde etmekten alıkoyan ne oldu?” dedi.

Devamını oku...

Daha Fazla İçerik...

Sayfa 4 - 17

4