Perşembe, Mart 21, 2019
Text Size

Kadınlarda Sağlıklı Yaşlanma” konulu panelde ''Kadın ve Medya Algısı''nı anlattım.

Selçuk Üniversitesi Kadın, Aile ve Toplum Hizmetleri Uygulama ve Araştırma Merkezi (Katum) Müdürlüğünün düzenlediği “Kadınlarda Sağlıklı Yaşlanma” k...

İkindi Sohbetlerinde ''Mevlana ve İletişim'' konusunu paylaştık.

Konya Kültürünün işlendiği Koyunoğlu Müzesi İkindi Sohbetlerinde seçkin bir toplulukla "Mevlana ve İletişim" konusunu paylaştık. Gerçekten dinleyi...

Askon Konya ekibiyle başarı ve mutluluğun şifrelerini paylaştık.

ASKON Konya Şubesi Yönetim Kurulu üyelerine ''İş Hayatında İletişim, Aile İçi Huzurun Dinamikleri, İş ve Aile Ahlakı'' konularında sunum yaptık.YK Baş...

Mehmet Hasan Sert llkokulunda Velilerle 'İletişim'i paylaştık...

M. Hasan Sert İlkokulunda Velilerle 'İletişim' ve yardımcıları 'Sevgi ve Sabır' konusunu paylaştık...

  • Kadınlarda Sağlıklı Yaşlanma” konulu panelde ''Kadın ve Medya Algısı''nı anlattım.

    Çarşamba, 13 Mart 2019 12:05
  • İkindi Sohbetlerinde ''Mevlana ve İletişim'' konusunu paylaştık.

    Salı, 05 Mart 2019 08:34
  • Askon Konya ekibiyle başarı ve mutluluğun şifrelerini paylaştık.

    Pazartesi, 24 Aralık 2018 14:06
  • Muhabbethane'de Gençlerle ''Huzurun Anahtarı''nı konuştuk...

    Salı, 13 Kasım 2018 08:17
  • Mehmet Hasan Sert llkokulunda Velilerle 'İletişim'i paylaştık...

    Perşembe, 25 Ekim 2018 09:01

Ahlak



Milletler ve devletlerin hayatında inişler ve çıkışlar sürekli yaşanır. Hz. Yusuf’un kıssasının anlatıldığı Yusuf Suresinde anlatıldığı üzere 7 yıllık bolluktan sonra 7 yıllık darlık , 7 yıl darlıktan sonra bolluk Hz. Adem’den kıyamete kadar devam edecek bir kaidedir.

7 , 70 , 40 gibi rakamlar arapça da çokluktan kinayedir. Yani 7 yediyi değil 7-8-9 gibi ortalama bir zamanı ya da 70 , 60-80-90 gibi ortalama bir zaman kast edilir.

Şu an ülkemizde bolluk dönemini yaşıyoruz. Hz. Yusuf’un bakanlığı döneminde yaptığı gibi bolluk devrini olumlu anlamda ve darlık vaktinin geleceğini hesap ederek geçirenler darlık dönemini fırsata çevirebilirler.

Hz. Peygamber ‘Nehirden abdest alsanız dahi israf etmeyin’ sözüyle israfın zararına iktisadın önemine dikkat çekmiştir.

Biz de Bakanlık olarak Aile Eğitiminin 5 adımından birisi olan Aile ve Ekonomi alanında Ayağını yorganına göre uzat’ atasözünü sembol olarak kullanıyoruz. Çünkü ekonomi  Aile de huzur ve mutluğunun devamı açısından çok önemli bir konu.

Bu gün bolluğun etkisiyle toplumda daha fazla refah için bir yarışın başladığını rahatlıkla ifade edebiliriz. Yüce Yaratıcının Tekasür Suresindeki uyarılarını en çok bu günlerde dikkate almamız gerektiğini düşünüyorum. 1- (Mal, mülk ve servette) Çoklukla övünmek, sizi ‘tutkuyla oyalayıp, kendinizden geçirdi. ’2- “Öyle ki (bu,) mezarı ziyaretinize (kabre gidişinize, ölümünüze) kadar sürdü.” 3- Hayır; ileride bileceksiniz. 4- Yine hayır; ileride bileceksiniz. 5- Hayır; eğer siz kesin bir bilgiyle bilmiş olsaydınız, 6- Andolsun, o çılgınca yanan ateşi de elbette görecektiniz. 7- Sonra onu, gerçekten yakîn gözüyle (Ayne’l Yakîn) görmüş olacaksınız. 8- Sonra o gün, nimetten sorguya çekileceksiniz. ‘

Önce Yahudi , sonra Hıristiyan olan ve tatmin olmayıp arayışlarına devam eden Muhammed Esed Berlin metrosunda yolculuk yaparken insanların yüzlerine dikkat eder. Gördüğü yüzlerin istisnasız hepsinin derin bir acıyla kasılı olduğunu ve bir cehennem azabı çektiklerini hissedince, eve gelir Kuran-ı Kerim’i tefeül eder  yani rasgele açar. Karşısına tekasür suresi çıkar. Sureyi okuduğunda ayetlerin aynen ve naklen Berlin metrosundaki insanların halini anlattığını görür ve 21.yüzyıl insanının bu durumunu bir insan 13 asır önceden göremez bu Allah’ın kitabıdır der Müslüman olur.

Devamını oku...

8 Mart Dünya Kadınlar günü münasebetiyle eğitimde , sosyal hayatta , özellikle aile ilişkilerinde 'darebe' nin manası , konumu , pozisyonu yine tartışmaya açıldı.

Sözlükte [DRB] kökü mastar olarak "vurmak, dövmek, yapmak, bırakmak, ayrılmak, göstermek, etmek, eylemek, koymak" vb. birçok anlama gelir. Bu kelime Arapça'nın "aspirin" gibi neredeyse her derde deva bir sözcüğüdür. Türkçe' deki etmek, eylemek veya İngilizcedeki get sözcüğünü çağrıştırır.

Örneğin örnek olmak , misal olmak (darb-ı mesel) empoze etmek, baskı yapmak, zorlamak (darb), kota uyguladı (darabe hıssa), iğne yaptı (darabe hagn), çadır kurdu (darabe heyme), vergi koydu (darabe darîyb), misal verdi, örnek gösterdi (darabe mesel), para pastı (darabe nugt), telefon etti (darabe'l-hatife), vuruşmak, dövüşmek (tedârub), kıvranmak, çırpınmak, bocalamak, telâşlanmak, çalkalanmak (idtırâb), grev, iş bırakma, işi terk etme, ayrılma. Daha bunlar gibi 70’in üzerinde manası olan bir kelime olduğu için ‘darebe’ yi anlama konusunda benim tavsiyem uygulamaya yoğunlaşmak olmalıdır.drâb), çalkantı, kriz (idtırâb), sınıf, cins, nevi, (darb), vurguncu, spekülâtör (müdârib), ticarî rekabet, ticarî ortaklık (müdârebe) gibi birçok kelime bu kökten türetilmiştir.

İslam’ bize anlatan ve aktaran iki sağlam kopmaz ip var. Hablullah dediğimiz bu ipler tüm okuyucularımızın çok iyi bildiği  üzere ‘Kuran ve Sünnet’ tir.

Kuran-ı Kerim’

in en büyük , en önemli , en sağlam müfessiri Peygamberimiz Hz. Muhammed (s.a.v.)dir. Peygamberin ‘Salli kema reaytumuni usalli-Namazı benden gördüğünüz gibi kılın’ sözü aslında tüm dini hükümleri kapsayan bir emirdir.

Yani; Namazı benden gördüğünüz gibi kılın demek;

Orucu , benden gördüğünüz gibi,

Zekatı , benden gördüğünüz gibi,

Hacc ve umreyi, benden gördüğünüz gibi,

Aile hayatını, benden gördüğünüz gibi,

Eğitimi, benden gördüğünüz gibi,

Siyaseti, benden gördüğünüz gibi,

Ticareti, benden gördüğünüz gibi, yapın demektir.

Devamını oku...

İnsanın kendisi ve kainatla barış ve uyum içinde olması hakikate teslim olmasıyla mümkündür. Kainatı yaratan bu uyumun şifrelerini ‘hakikat’ olarak eksiksiz ve istisnasız gönderdiği elçileriyle insanlara ulaştırmıştır.

İnsanın en derin noktasından evrenin en uzak noktasına bağlanan bir hakikat ipi vardır. O ip bize tarif edilmiş ve sarılmamız halinde dünya ve ahiret mutluluğuna kavuşacağımız garantisi verilmiştir.

İnsanı bir bilgisayar gibi anlatan Şems suresi ‘insanın önce alt yapısının tamamlandığını (Ve nefsin sevvaha) sonra iki birbirine zıt , farklı program yüklendiğini (Fe elhemeha fücuraha ve takvaha ) ve hakikate götüren yolun takvayı seçmekte olduğunu inanan kullara anlatır.

Allah’ın kopmaz ipleri olan Kuran ve Sünnet çok net bir şekilde hakikati anlatıyor. Ama biz çok yorum yapıyoruz dostlar !

Hıristiyanlığı ve Yahudileri Kutsal kitaplarının yörüngesinden çıkaran da hakikat net, sade ve belli olmasına rağmen çok yorum yapmalarıydı. Bu hastalık maalesef bize de bulaştı.

Din ‘müslüman Müslümana 3 günden fazla küsemez’ diyor. Bundan daha net söylenebilir mi ? bu hakikat. 3 günden fazla bir Müslümana küsen insan her saniye haram işliyor.

Din ‘İman etmedikçe cennete gidemez, birbiriniz sevmedikçe iman etmiş olmazsınız, yaptığınız zaman birbirinizi seveceğiniz şeyi söyleyeyim mi ? Aranızda selamı yayınız’ diyor. Ama iman ettiğini teslim olduğunu söyleyen bir mümin ben şunu severim , şunu sevmem diyebiliyor. Oysa din ona öyle bir yorum alanı bırakmamış ki.

Din ‘sana yapılan kötülüğü en güzel iyilikle karşıla’ (fussailet 34) diye emrediyor  ,Müslüman kin tutuyor , 99 iyilik gördüğü kardeşin bir kötülük gördüğünde onu kırmızı kalemle çizebiliyor.

Din hukuku ibad (kulların-yaratılmışların hakları) , hukukullahtan önemli ve önceliklidir diyor.Dünya kadar kul hakkına giren insanlar şahsi ibadetlere gösterdikleri önem ve ehemmiyetin yarısını , o Cenabı Hakkın karışmam dediği Kul Hakkı konusunu dünyada halledip helalleşme konusuna vermiyorlar.

Siyaset ve memleket idaresi bahane edilerek , yazılı ve görsel medya referans alınarak rahatlıkla herkesin gıybeti , dedikodusu  yapılabiliyor , iftiralar atılabiliyor. Yüce Allah bir haber geldiğinde araştırmamızı hakikate ulaştıktan sonra usulüne uygun tarzda o haberi kullanmamızı (Ey iman edenler! Size bir fasık bir haber getirirse, bilmeyerek bir topluluğa zarar verip yaptığınıza pişman olmamak için o haberin doğruluğunu araştırın. Hucurat,6) emrettiği halde, büyük günahlardan sayılan iftirayı ve  ölü kardeşimizin etini yemek hükmünde ki gıybeti rahatlıkla yapabiliyoruz.

Devamını oku...

İnsanlar için en büyük engeller beyninde ve gönlünde taşıdığı engellerdir.

Yüce yaratıcı kitabında ve elçisi vasıtasıyla bize bu engellerden (akabelerden) haber verir.

Onları aşmanın kalbi , beyni , gönlü o akabelerden (engellerden) temizlemenin yollarını gösterir.

Bakın Yüce Allah engelleri (akabeleri) ve aşma yollarını ne güzel tarif ediyor:

’Biz vermedik mi (insana) iki göz , bir dil , iki dudak ?

Ona iki tepe (iki hedef:hayır ve şer yolunu ) gösterdik.

Fakat o , (hedefe varmak , yapılan iyiliklere teşekkür etmek için )

sarp yokuşu (akabeyi:engeli) aşamadı,geçemedi.

Sarp yokuşun ne olduğunu sen nereden bileceksin ?

Bir boynu (kölelik zincirinden,borçtan , dertten,sıkıntıdan) çözmek,

Yahut (bir boynu) doyurmaktır açlık gününde ,

Akraba olan yetimi , Yahut hiçbir şeyi olmayan yoksulu ,

(Tüm bunları yaptıktan sonra ) Sonra inanıp birbirlerine

sabır tavsiye eden ve merhamet tavsiye edenlerden olmak ,

İşte onlar sağın adamlarıdır. Beled suresi 90 , 8-18 ayetler.

Bu gün sosyal hayat içerisinde her biri en az namaz , oruç , hacc kadar

önemli olan bu vazifeler Kuran-ı Kerim’in bir çok yerinde sürekli tekrarlanmıştır.

Yaratıcımız yetime, engelliye , kimsesize , fakire , garibana ,  düşküne , miskine

yardım etmenin büyük bir engel (akabe) olduğu konusunda bizi uyarmış ,

nefislerimizle bu konuda mücadele etmemizi istemiştir.

Çünkü yetime , düşküne , kimsesize , garibana , engelliye , ihtiyara yardım etmenin

dünya da belirgin hemen somut bir bedeli ve karşılığı olmadığı için zordur.

Nefislere ağır gelir. Ama aynı zamanda imtihanın en zor , en kıymetli , puanı en yüksek sorusudur.

Devamını oku...

İnsan için hayatta en kıymetli değer ‘huzur’ dur.

Okuyucularımın huzuruna katkı yapacağını

düşündüğüm küçük tavsiyeleri paylaşıyorum:

· Ufak şeyleri dert etmeyin!

· Erkenden kalkmaya alışın!

· Hayatı olduğu gibi kabul edin!

· Tenkit etme isteğinizi bastırın!

· Bırakın ara sıra canınız sıkılsın!

· Rastgele iyilikler yapmaya çalışın!

· Başkalarını suçlamayı artık bırakın!

· Her şeye hâkim olmaya çalışmayın!

· Kusursuz olamayacağınızı kabullenin!

· Sabrınızı geliştirme egzersizleri yapın!

· Sabrın kıymetlisinin ilk anda olduğunu!

· Her an bir şeyler öğrenmeye açık olun!

Devamını oku...

Daha Fazla İçerik...

Sayfa 10 - 16

10