Çarşamba, Ocak 16, 2019
Text Size

Askon Konya ekibiyle başarı ve mutluluğun şifrelerini paylaştık.

ASKON Konya Şubesi Yönetim Kurulu üyelerine ''İş Hayatında İletişim, Aile İçi Huzurun Dinamikleri, İş ve Aile Ahlakı'' konularında sunum yaptık.YK Baş...

Mehmet Hasan Sert llkokulunda Velilerle 'İletişim'i paylaştık...

M. Hasan Sert İlkokulunda Velilerle 'İletişim' ve yardımcıları 'Sevgi ve Sabır' konusunu paylaştık...

Ereğli'de Çocuk ihmal ve istismarı üzerine konuştuk.

  Ereğli'de 15 Temmuz Anaokulu Salonunda Veli ve Eğitimcilere Çocuk ihmal ve istismarı üzerine konuştuk.    

  • Askon Konya ekibiyle başarı ve mutluluğun şifrelerini paylaştık.

    Pazartesi, 24 Aralık 2018 14:06
  • Muhabbethane'de Gençlerle ''Huzurun Anahtarı''nı konuştuk...

    Salı, 13 Kasım 2018 08:17
  • Mehmet Hasan Sert llkokulunda Velilerle 'İletişim'i paylaştık...

    Perşembe, 25 Ekim 2018 09:01
  • Emirgazi'de öğretmenlerimizle beraberdik...

    Pazartesi, 24 Eylül 2018 11:06
  • Ereğli'de Çocuk ihmal ve istismarı üzerine konuştuk.

    Salı, 03 Nisan 2018 09:02

Ahlak



İnsanın kendisi ve kainatla barış ve uyum içinde olması hakikate teslim olmasıyla mümkündür. Kainatı yaratan bu uyumun şifrelerini ‘hakikat’ olarak eksiksiz ve istisnasız gönderdiği elçileriyle insanlara ulaştırmıştır.

İnsanın en derin noktasından evrenin en uzak noktasına bağlanan bir hakikat ipi vardır. O ip bize tarif edilmiş ve sarılmamız halinde dünya ve ahiret mutluluğuna kavuşacağımız garantisi verilmiştir.

İnsanı bir bilgisayar gibi anlatan Şems suresi ‘insanın önce alt yapısının tamamlandığını (Ve nefsin sevvaha) sonra iki birbirine zıt , farklı program yüklendiğini (Fe elhemeha fücuraha ve takvaha ) ve hakikate götüren yolun takvayı seçmekte olduğunu inanan kullara anlatır.

Allah’ın kopmaz ipleri olan Kuran ve Sünnet çok net bir şekilde hakikati anlatıyor. Ama biz çok yorum yapıyoruz dostlar !

Hıristiyanlığı ve Yahudileri Kutsal kitaplarının yörüngesinden çıkaran da hakikat net, sade ve belli olmasına rağmen çok yorum yapmalarıydı. Bu hastalık maalesef bize de bulaştı.

Din ‘müslüman Müslümana 3 günden fazla küsemez’ diyor. Bundan daha net söylenebilir mi ? bu hakikat. 3 günden fazla bir Müslümana küsen insan her saniye haram işliyor.

Din ‘İman etmedikçe cennete gidemez, birbiriniz sevmedikçe iman etmiş olmazsınız, yaptığınız zaman birbirinizi seveceğiniz şeyi söyleyeyim mi ? Aranızda selamı yayınız’ diyor. Ama iman ettiğini teslim olduğunu söyleyen bir mümin ben şunu severim , şunu sevmem diyebiliyor. Oysa din ona öyle bir yorum alanı bırakmamış ki.

Din ‘sana yapılan kötülüğü en güzel iyilikle karşıla’ (fussailet 34) diye emrediyor  ,Müslüman kin tutuyor , 99 iyilik gördüğü kardeşin bir kötülük gördüğünde onu kırmızı kalemle çizebiliyor.

Din hukuku ibad (kulların-yaratılmışların hakları) , hukukullahtan önemli ve önceliklidir diyor.Dünya kadar kul hakkına giren insanlar şahsi ibadetlere gösterdikleri önem ve ehemmiyetin yarısını , o Cenabı Hakkın karışmam dediği Kul Hakkı konusunu dünyada halledip helalleşme konusuna vermiyorlar.

Siyaset ve memleket idaresi bahane edilerek , yazılı ve görsel medya referans alınarak rahatlıkla herkesin gıybeti , dedikodusu  yapılabiliyor , iftiralar atılabiliyor. Yüce Allah bir haber geldiğinde araştırmamızı hakikate ulaştıktan sonra usulüne uygun tarzda o haberi kullanmamızı (Ey iman edenler! Size bir fasık bir haber getirirse, bilmeyerek bir topluluğa zarar verip yaptığınıza pişman olmamak için o haberin doğruluğunu araştırın. Hucurat,6) emrettiği halde, büyük günahlardan sayılan iftirayı ve  ölü kardeşimizin etini yemek hükmünde ki gıybeti rahatlıkla yapabiliyoruz.

Devamını oku...

İnsanlar için en büyük engeller beyninde ve gönlünde taşıdığı engellerdir.

Yüce yaratıcı kitabında ve elçisi vasıtasıyla bize bu engellerden (akabelerden) haber verir.

Onları aşmanın kalbi , beyni , gönlü o akabelerden (engellerden) temizlemenin yollarını gösterir.

Bakın Yüce Allah engelleri (akabeleri) ve aşma yollarını ne güzel tarif ediyor:

’Biz vermedik mi (insana) iki göz , bir dil , iki dudak ?

Ona iki tepe (iki hedef:hayır ve şer yolunu ) gösterdik.

Fakat o , (hedefe varmak , yapılan iyiliklere teşekkür etmek için )

sarp yokuşu (akabeyi:engeli) aşamadı,geçemedi.

Sarp yokuşun ne olduğunu sen nereden bileceksin ?

Bir boynu (kölelik zincirinden,borçtan , dertten,sıkıntıdan) çözmek,

Yahut (bir boynu) doyurmaktır açlık gününde ,

Akraba olan yetimi , Yahut hiçbir şeyi olmayan yoksulu ,

(Tüm bunları yaptıktan sonra ) Sonra inanıp birbirlerine

sabır tavsiye eden ve merhamet tavsiye edenlerden olmak ,

İşte onlar sağın adamlarıdır. Beled suresi 90 , 8-18 ayetler.

Bu gün sosyal hayat içerisinde her biri en az namaz , oruç , hacc kadar

önemli olan bu vazifeler Kuran-ı Kerim’in bir çok yerinde sürekli tekrarlanmıştır.

Yaratıcımız yetime, engelliye , kimsesize , fakire , garibana ,  düşküne , miskine

yardım etmenin büyük bir engel (akabe) olduğu konusunda bizi uyarmış ,

nefislerimizle bu konuda mücadele etmemizi istemiştir.

Çünkü yetime , düşküne , kimsesize , garibana , engelliye , ihtiyara yardım etmenin

dünya da belirgin hemen somut bir bedeli ve karşılığı olmadığı için zordur.

Nefislere ağır gelir. Ama aynı zamanda imtihanın en zor , en kıymetli , puanı en yüksek sorusudur.

Devamını oku...

İnsan için hayatta en kıymetli değer ‘huzur’ dur.

Okuyucularımın huzuruna katkı yapacağını

düşündüğüm küçük tavsiyeleri paylaşıyorum:

· Ufak şeyleri dert etmeyin!

· Erkenden kalkmaya alışın!

· Hayatı olduğu gibi kabul edin!

· Tenkit etme isteğinizi bastırın!

· Bırakın ara sıra canınız sıkılsın!

· Rastgele iyilikler yapmaya çalışın!

· Başkalarını suçlamayı artık bırakın!

· Her şeye hâkim olmaya çalışmayın!

· Kusursuz olamayacağınızı kabullenin!

· Sabrınızı geliştirme egzersizleri yapın!

· Sabrın kıymetlisinin ilk anda olduğunu!

· Her an bir şeyler öğrenmeye açık olun!

Devamını oku...

Bayram ziyaretlerinde dikkatimi çekti. Vefatlar , hastalıklar , kazalar hikaye edildi. Kısaca bir çok hanede çeşitli musibetlerin yaşandığı dikkatimi çekti.

Nimetler nasıl şükrü istiyor , musibetlerin ilacı da sabır. Terazinin iki kefesi ikisi de hayır bakımından eşit. Ve hepsi hamd kapsamında. ‘Küfür ve dalalet hali hariç her halimize hamd olsun ey rabbim (elhamdulillahi ala külli hal sivel küfri ved-dalal’ demek kulluğumuzun gereği.

Musibetin kula gönderilmesinin iki hikmeti var:

1.Derecesinin artması ve imtihan-denemek için: ’ En şiddetli belalar önce enbiya sonra evliya sonrada derecelerine göre diğer insanlara gelir’ diyor Allah’ın Resulü.

‘O ki, hanginizin daha güzel davranacağını sınamak için ölümü ve hayatı yaratmıştır. O, mutlak galiptir, çok bağışlayıcıdır.’ Mülk,67/ 2 , ‘ Andolsun ki sizi biraz korku ve açlık; mallardan, canlardan ve ürünlerden biraz azaltma (fakirlik) ile deneriz. (Ey Peygamber!) Sabredenleri müjdele!’ Bakara , 2/155

2.İlahi ikaz , uyarı: ’Umulur ki, Rabbiniz size merhamet eder, fakat siz (bozgunculuğa) dönerseniz biz de (sizi aşağılık kılmaya ve cezalandırmaya) döneriz. Biz, cehennemi kafirler için bir kuşatma yeri kıldık.’ İsra , 17/8 , ‘O sabredenler, kendilerine bir belâ (musibet) geldiği zaman: Biz Allah'ın kullarıyız ve biz O'na döneceğiz, derler.’ Bakara , 2/156

Peygamberimiz bir Müslüman rabbinin gönderdiği bir musibetle emanetine verilen bir değerini kaybettiğinde ‘inna lillah ve inna ileydi raciun (biz Allah’tanız ve yine ona döneceğiz)’ der ve musibeti sabır ve teslimiyetle karşılarsa Rabbi ona o kaybettiğinden daha değerli ve hayırlısını mutlaka verecektir’ der. Ümmi Seleme Validemiz Ebu Seleme ile evliyken bu hadisi duymuştu. Eşi ilk hicret edenlerden saffı evvel den çok kıymetli bir sahabe idi. Ebu Seleme vefat edince Ümmü Seleme ‘inna lillah ve inna ileyhi raciun’ dedi. Ama Ebu Seleme ’den daha hayırlı ve kıymetli kim olabilir ki ? diye düşünmeden edemedi. Resulullah evlenme talebini ilettiğinde manaya teslim oldu.

Devamını oku...

Dinlerin insanlık tarihindeki medenileşme sürecinde en önemli ve başat etken olduğu inkar edilemeyen bir gerçektir. Peygamberler yaratıcılarının kendilerine öğrettiği güzellikleri bizzat yaşayarak içinde doğdukları toplulukları eğitmişlerdir.

Bedeviyetten hadariyete , köylülükten medeniyete insanlık Peygamberlerin rehberliğinde seyahat etmiştir.

Bu sebeple ‘PEYGAMBER ‘ŞEHİR’ , ŞEHİR ‘MEDENİYET DEMEK’ başlıklı yazımızda ‘‘Ben ilmin şehriyim Ali onun (ilim) kapısıdır ,ben ilmin şehriyim Ömer onun (adalet) kapısıdır , ben ilmin şehriyim Ebu Bekir onun (iman) kapısıdır , ben ilmin şehriyim Osman onun (haya-edep) kapısıdır.’Peygamber ‘şehir’ , şehir ‘medeniyet’ demektir. Bir insan İslam’ı tam anlamıyla yaşıyorsa o ‘şehir’ dir , ‘medeniyettir-medinedir’. 25 milyonluk bir kent İslam orda yaşanmıyorsa ‘şehir’ değildir. İslam adına konuşan herkes kametine,kalitesine,yaşantısına göre şehre (peygambere) davet eden bir kapı ya da penceredir. Ama merkezde ‘şehir’ yani ‘peygamber’ olmalıdır.’ İfadeleriyle medeniyet-şehir bağlantısına dikkat çekmiştik.

Türkiye Yazarlar Birliği (TYB) Konya Şubesi, kültürel etkinliklerinin “Ramazan’da Huzur Sohbetleri”nin ikincisinde “İbadetlerin Estetik Boyutu” konuşuldu. Necmettin Erbakan Üniversitesi İlahiyat Fakültesinden Prof. Dr. Ramazan ALTINTAŞ; “Müslüman yaptığı her amelde samimi olmalı ve estetik kaygısı gütmelidir” dedi.

Mübarek Ramazanda ve diğer zamanlarda yaptığımız ibadetlerin estetik yönünün de önemli olduğunu belirten Altıntaş,  camide kılınan namazlarda safların sık ve düzgün olma kavramının bile bambaşka ahenkleri çağrıştırdığını kaydetti. Cami cemaatinin uyum içinde kıldıkları bir vakit namazın bile biz farkında olmasak da yabancı bir insanın dikkatini çekebildiğini ve etkileyebildiğini söyleyen Altıntaş,  İçinde bulunduğumuz Ramazan ayında tuttuğumuz orucun sadece mideye yönelik bir ibadet olmadığını, Ramazanın göze, dile ve ele de hitap ettiğini, topyekûn bir ahlâk olgunlaştırma projesi olduğunu belirtti.

Devamını oku...

Daha Fazla İçerik...

Sayfa 10 - 15

10