Pazar, Haziran 16, 2019
Text Size

İdeal Yurtlarında bu kez ülkemizde misafirimiz olan beyefendilerle ''Mevlana ve İletişim'' konusunu paylaştık.

İdeal Yurtlarında bu kez ülkemizde misafirimiz olan beyefendilerle ''Mevlana ve İletişim'' konusunu paylaştık. Bu imkanı sağlayan Ahmet Baydar Erh...

İdeal Yurtlarında hanımefendilerle ''Mevlana ve İletişim'' konusunu paylaştık.

İdeal Yurtlarında hanımefendilerle ''Mevlana ve İletişim'' konusunu paylaştık. Bize bu imkanı sağlayan Ahmet Baydar ve Erhan Dargeçit beylere teşekk...

Zehra Okullarındaydık..

Zehra Okullarında Eğitimcilerle birlikteydik...

  • ''Yorulmaz Bilginler'' kreşimiz velilerine ''Ailede Sosyal medya ve iletişim'' konulu konferans verdik.

    Cuma, 10 Mayıs 2019 08:21
  • 5. Akşehir Kitap Fuarına katıldık...

    Pazartesi, 06 Mayıs 2019 12:04
  • İdeal Yurtlarında bu kez ülkemizde misafirimiz olan beyefendilerle ''Mevlana ve İletişim'' konusunu paylaştık.

    Salı, 30 Nisan 2019 08:51
  • İdeal Yurtlarında hanımefendilerle ''Mevlana ve İletişim'' konusunu paylaştık.

    Çarşamba, 24 Nisan 2019 10:16
  • Zehra Okullarındaydık..

    Pazartesi, 22 Nisan 2019 12:06

Ahlak



Yüce Yaratıcı insanı bir bilgisayar gibi yaptı ve ona iki farklı program yükledi. (Nefse ve onu düzgün bir biçimde şekillendirip ona kötülük duygusunu(fücur) ve takvasını (kötülükten sakınma yeteneğini) ilham edene (yükleyene) and olsun ki, nefsini arındıran kurtuluşa ermiştir. Onu kötülüklere gömüp kirleten kimse de ziyana uğramıştır. Şems,91/7, 8, 9. 10   )

İnsanın dünya hayatında muhatap olduğu , karşılaştığı her şey bu iki program çerçevesinde mana kazanmaktadır. Mesela: Ateş ve bıçak , Allah’ın kullarına bir nimeti iken  takva programıyla ele alındığında rahmet  , fücur programında değerlendirildiğinde hem de kullanan hem de kullanılan için azap ve eziyete dönüşmektedir.

Bediüzzaman Said Nursi teknolojik yenilikleri şu şeklide ele alır.’ Kur'an-ı Hakîm; enbiyaları, insanın Cemâatlerine terakkiyat-ı mâneviye cihetinde birer pişdâr ve imam gönderdiği gibi; yine insanların terakkiyat-ı maddiye sûretinde dahi o enbiyanın her birisinin eline bâzı hârikalar verip yine o insanlara birer ustabaşı ve üstâd etmiştir. Onlara mutlak olarak ittibaya emrediyor. İşte enbiyaların mânevî Kemâlâtını bahsetmekle insanları onlardan istifadeye teşvik ettiği gibi, mu'cizâtlarından bahis dahi; onların nazîrelerine yetişmeye ve taklidlerini yapmaya bir teşviki işmam ediyor.

Hattâ denilebilir ki: Mânevî kemâlât gibi maddî kemâlâtı ve hârikaları dahi en evvel mu'cize eli nev'-i beşere hediye etmiştir. İşte Hazret-i Nuh'un (Aleyhisselâm) bir mu'cizesi olan sefine.. ve Hazret-i Yusuf'un (Aleyhisselâm) bir mu'cizesi olan saatı; en evvel beşere hediye eden, dest-i mu'cizedir.Bu hakikate lâtif bir işarettir ki: San'atkârların ekseri, herbir san'atta birer peygamberi pîr ittihaz ediyor. Meselâ gemiciler Hazret-i Nuh'u (Aleyhisselâm), saatçılar Hazret-i Yusuf'u (Aleyhisselâm), terziler Hazret-i İdris'i (Aleyhisselâm)...Evet mâdem Kur'anın herbir âyeti, çok vücuh-u irşadî ve müteaddid cihat-ı hidâyeti olduğunu ehl-i tahkik ve ilm-i belâgat ittifak etmişler. Öyle ise Kur'an-ı Mu'ciz-ül Beyân'ın en parlak âyetleri olan mu'cizât-ı Enbiyâ âyetleri; birer hikâye-i tarihiyye olarak değil, belki onlar çok maânî-i irşadiyeyi tâzammun ediyorlar. Evet, mu'cizât-ı Enbiyâyı zikretmesiyle fen ve san'at-ı beşeriyenin nihayet hududunu çiziyor. En ileri gâyatına parmak basıyor. En nihayet hedeflerini tâyin ediyor. Beşerin arkasına dest-i teşviki vurup o gayeye sevk ediyor. Zaman-ı mâzi, zaman-ı müstakbel tohumlarının mahzeni ve şuunatının âyinesi olduğu gibi; müstakbel dahi mâzinin tarlası ve ahvâlinin âyinesidir.’

Bu sebeple insanoğlunun bulduğu tüm icatlar fiili duasına karşılık olarak Cenabı Hak’kın lütfuyla, birer ikramıdır , nimetidir. O ikramı en olumlu , müspet anlamda kullanmak ve dünya ve ahiret saadetine basamak yapmak akıllı müminin vazifesidir. Yoksa ‘aciz insan şikayet eder’ kaidesince her nimetin negatif yönüne odaklanarak ona kapıyı kapatma Müslümana yakışmaz.

DİB Başkanı Facebook, twitter ve dizilerden şikâyet ettiğinde 29 Aralık 2010 da ona cevaben bir makale kaleme almıştım. O yazıda şu gerçekleri dile getirdim. ‘Tv, bilgisayar, internet Yüce Yaratıcının kullarına verdiği nimetlerden bir nimettir. Onlar birer araçtır. Bunlardan şikayet etmek yerine ondan HAK ve HAKİKAT namına daha fazla nasıl yaralanabiliriz konusunda kafa yormalıyız.

Devamını oku...

Ülkemizde ‘’gezi parkı olayları’’ ve ardından

Mısır’da yaşananlar dünyanın tüm maskelerini düşürdü.

Ve bize tek kelimeyle ‘’utanın , yazıklar olsun’’ demek

ve o yüzleri bir daha unutulmasın diye kaydetmek kaldı.

Demokrasiyi yücelten o batı ya ve batının çağdaş ve muasır

Medeniyetinin hamallarına dönüp haykırdık:

‘’Nerde sizin demokrasiye saygınız ?

Nerde sizin halkın iradesine itibar etmeniz ?

Nerde sizin çoğunluğa tahammülünüz ?

Nerde sizin düşünce özgürlüğü kurallarınız ?

Nerde sizin inanç özgürlüğü ilkeleriniz ?

Nerde sizin Kopenhag, Maastricht kriterleriniz ?

Nerde sizin bağımsızlık ve özgürlük bildirileriniz ?

Yoksa konumunuz ve durumunuzun hepsi 1500 yıl

öncesinin ilkelliğinden ödünç aldığınız

basit Mekke li müşriklerin yaklaşımı mı ???

Devamını oku...

‘’Gezi Parkı Olayları’’ ile gündemin üst sırasına

tırmansa da uzun süredir konuşuluyordu aslında.

Yeni nesil , bu günün gençliği .

Bir zamanlar ‘Özal Gençliği’ kavramı vardı.

Onlarda uzun süre tahlile tabii tutuldular.

Şu an onlar orta kuşak oldular.

Gündemde yeni nesil , yeni isimleriyle ‘’Y Gençlik’’ var.

Farklılar , özgürlüklerine düşkünler , özgünler ,

özel olduklarını düşünüyorlar.

Ahmet Davutoğlu Bakanımızdan dinlediğim ve

başarılı kişilerde olması gereken

3 temel özelliğe genelde sahipler.

Özgüvenleri tam.

Zihni arka planları dolu.

Sosyal networkleri güçlü.

‘’Özal Gençliği’’ olan anne babalarının büyük payı var.

‘’Kuzu’’ olarak yetiştirmiyor onları ebeveynleri.

Dolayısıyla büyüyünce ‘’koyun’’ olmuyorlar.

‘’Gezi Parkı Olayları’’ nda tam anlamıyla kendilerini gösterdiler.

Devamını oku...

İnsanoğlunu yaratıp imtihan ve tecrübe için dünyaya gönderen Yüce Yaratıcı tabii ki onun kullanım kılavuzunu ihmal etmemiştir. Kılavuz sahifeler le başlamış kitaplarla devam etmiş , 124.000 usta (peygamber) ise kılavuzları bütün ayrıntılarıyla insanlığa aktarmışlardır. Sadece aktarmakla da kalmamış bizzat kendileri üsve-i hasene en güzel model olacak bir ömür sürmüşlerdir.

Bu modeli tanımayan , tanımak istemeyen , reddeden, farklı ve aykırı bir hayat yaşayanlar ise dünya ve ahirette huzur ve mutluluktan mahrum kalmışlardır.

Peygamberimiz bu rehberlerin başı , hocası , en üstünü ve en parlağıdır. Hayatın en küçük ayrıntısına , yemek , içmek ,uyumak , konuşma adabına kadar bize öğretmekle görevli vahye mazhar (Vema yentigu anil heva , in hüve illa vahyinyıha-O heva ve hevesinden bir şey söylemez , onun söylediği ancak vahiydir(Allah tan gelen kesin ve doğru bilgidir)Necm,53/3-4) ümmi bir  rehberdir.

Yemek , içmek , konuşmak kadar uyku da insanın dünya ve ahiret sağlığını etkileyen faktörlerdendir.Uykunun da insan için en güzel ve olması gereken şeklini yine Hz. Peygamberin sünnetinden öğreniyoruz.

Aşağıda verdiğim uyku konusunda yapılan araştırma Peygamberimizin her konuda ki örnekliğini bir kez daha net bir şekilde ortaya koydu. Özellikle teknolojinin insanları esir aldığı , gecelerini işgal ettiği , psikolojileri bozduğu , aptallaştırdığı biz zamanda yaşıyoruz. “Korkarım ki bir gün teknoloji, insan iletişiminin ve yakınlaşmasının önüne geçecek ve aptal bir nesil ortaya çıkacak” demişti Albert Einstein yıllar önce.

Kıymetli dostlar; lütfen kendinizi ve neslinizi zamanın tüm tehlikelerine karşı koruyun. Koruma konusunda da en önemli rehber ve önderimiz Hz. Peygamberdir. Araştırmaya gelince:

‘’Tevfik Dorak, İngiltere’nin Newcastle Üniversitesi’nde kanser araştırmaları yapan bir Türk doktor. Dorak’ın dünya tıp literatürüne geçmiş çarpıcı bulguları var. Bunlardan biri, karanlıkla-kanser arasındaki ilişki...

Devamını oku...

Milletler ve devletlerin hayatında inişler ve çıkışlar sürekli yaşanır. Hz. Yusuf’un kıssasının anlatıldığı Yusuf Suresinde anlatıldığı üzere 7 yıllık bolluktan sonra 7 yıllık darlık , 7 yıl darlıktan sonra bolluk Hz. Adem’den kıyamete kadar devam edecek bir kaidedir.

7 , 70 , 40 gibi rakamlar arapça da çokluktan kinayedir. Yani 7 yediyi değil 7-8-9 gibi ortalama bir zamanı ya da 70 , 60-80-90 gibi ortalama bir zaman kast edilir.

Şu an ülkemizde bolluk dönemini yaşıyoruz. Hz. Yusuf’un bakanlığı döneminde yaptığı gibi bolluk devrini olumlu anlamda ve darlık vaktinin geleceğini hesap ederek geçirenler darlık dönemini fırsata çevirebilirler.

Hz. Peygamber ‘Nehirden abdest alsanız dahi israf etmeyin’ sözüyle israfın zararına iktisadın önemine dikkat çekmiştir.

Biz de Bakanlık olarak Aile Eğitiminin 5 adımından birisi olan Aile ve Ekonomi alanında Ayağını yorganına göre uzat’ atasözünü sembol olarak kullanıyoruz. Çünkü ekonomi  Aile de huzur ve mutluğunun devamı açısından çok önemli bir konu.

Bu gün bolluğun etkisiyle toplumda daha fazla refah için bir yarışın başladığını rahatlıkla ifade edebiliriz. Yüce Yaratıcının Tekasür Suresindeki uyarılarını en çok bu günlerde dikkate almamız gerektiğini düşünüyorum. 1- (Mal, mülk ve servette) Çoklukla övünmek, sizi ‘tutkuyla oyalayıp, kendinizden geçirdi. ’2- “Öyle ki (bu,) mezarı ziyaretinize (kabre gidişinize, ölümünüze) kadar sürdü.” 3- Hayır; ileride bileceksiniz. 4- Yine hayır; ileride bileceksiniz. 5- Hayır; eğer siz kesin bir bilgiyle bilmiş olsaydınız, 6- Andolsun, o çılgınca yanan ateşi de elbette görecektiniz. 7- Sonra onu, gerçekten yakîn gözüyle (Ayne’l Yakîn) görmüş olacaksınız. 8- Sonra o gün, nimetten sorguya çekileceksiniz. ‘

Önce Yahudi , sonra Hıristiyan olan ve tatmin olmayıp arayışlarına devam eden Muhammed Esed Berlin metrosunda yolculuk yaparken insanların yüzlerine dikkat eder. Gördüğü yüzlerin istisnasız hepsinin derin bir acıyla kasılı olduğunu ve bir cehennem azabı çektiklerini hissedince, eve gelir Kuran-ı Kerim’i tefeül eder  yani rasgele açar. Karşısına tekasür suresi çıkar. Sureyi okuduğunda ayetlerin aynen ve naklen Berlin metrosundaki insanların halini anlattığını görür ve 21.yüzyıl insanının bu durumunu bir insan 13 asır önceden göremez bu Allah’ın kitabıdır der Müslüman olur.

Devamını oku...

Daha Fazla İçerik...

Sayfa 10 - 17

10