Salı, Ocak 22, 2019
Text Size

Askon Konya ekibiyle başarı ve mutluluğun şifrelerini paylaştık.

ASKON Konya Şubesi Yönetim Kurulu üyelerine ''İş Hayatında İletişim, Aile İçi Huzurun Dinamikleri, İş ve Aile Ahlakı'' konularında sunum yaptık.YK Baş...

Mehmet Hasan Sert llkokulunda Velilerle 'İletişim'i paylaştık...

M. Hasan Sert İlkokulunda Velilerle 'İletişim' ve yardımcıları 'Sevgi ve Sabır' konusunu paylaştık...

Ereğli'de Çocuk ihmal ve istismarı üzerine konuştuk.

  Ereğli'de 15 Temmuz Anaokulu Salonunda Veli ve Eğitimcilere Çocuk ihmal ve istismarı üzerine konuştuk.    

  • Askon Konya ekibiyle başarı ve mutluluğun şifrelerini paylaştık.

    Pazartesi, 24 Aralık 2018 14:06
  • Muhabbethane'de Gençlerle ''Huzurun Anahtarı''nı konuştuk...

    Salı, 13 Kasım 2018 08:17
  • Mehmet Hasan Sert llkokulunda Velilerle 'İletişim'i paylaştık...

    Perşembe, 25 Ekim 2018 09:01
  • Emirgazi'de öğretmenlerimizle beraberdik...

    Pazartesi, 24 Eylül 2018 11:06
  • Ereğli'de Çocuk ihmal ve istismarı üzerine konuştuk.

    Salı, 03 Nisan 2018 09:02

Ahlak



Yüce Allah kainatı daimi bir değişim kanunu üzerine yaratmıştır.

‘’Sünnetullah’’ tabir ettiğimiz tabiat kanunlarında 2 temel esası birlikte görüyor ve yaşıyoruz.

1. Makro alemde nihayetsiz bir benzerlik

2. Mikro alemde nihayetsiz ve tam bir farklılık

Kainata dikkatli bir gözle baktığımızda makro alemde nihayetsiz bir benzerlik, mikro alemde baktığımızda nihayetsiz ve tam bir farklılığı açıkça görebiliyoruz.

İşte kainatın Allah tarafından seçilen halifesi eşref-ül mahlukat insan makro alemdeki nihayetsiz benzerliği ve mikro alemdeki nihayetsiz ve tam farklılığı hayatına yansıtmalıdır.

Dış alemde gördüğümüz benzerliği içerisinde sürekli ve kesintisiz bir pozitif değişimle destekleyerek kendine, ailesine ve çevresine anlam katmalıdır.

Bu  hafta hayatımda yeni ve önemli bir kilometre taşını daha geride bıraktım.

25 Mayıs 2015 tarihinden itibaren görev yaptığım önce Basın Yayın ve Enformasyon Genel Müdürlüğü şimdi ise Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı(CİB) olan kurumdan 07 Ocak 2019 tarihi itibariyle ayrıldım.

Yeni görev yerim Selçuk Üniversitesi.

Memuriyet hayatıma 25 Mayıs 1987 yılında Sağlık Bakanlığında Sağlık Memuru olarak başladım. 9 yıl süren çalışma sürecimde gece çalıştım gündüzleri devam eder 2 fakülte bitirdim ve öğretmen olarak çalışma hayatıma devam ettim.

1996 yılın sonunda o zaman ki ismiyle Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu( SHÇEK)  şimdi Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığına geçtim. 8 yıl Erkek Yetiştirme Yurdu, 2 yıl Huzurevi Müdür Yardımcılığı ve 9 yıl İl Müdür Yardımcılığı yaparak tam 19 yıl hizmet verdim. Bu arada Yüksek Lisansımı tamamladım. Biri 4. Baskıyı yapan 3 adet kitap yazdım.

2015 yılı Mayıs ayından Konya ve Afyonkarahisar İl Müdürlüklerini yaptığım eski adıyla Basın Yayın Enformasyon Genel Müdürlüğü(BYEGM) yeni adıyla Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı(CİB) süresinde 2 kitap daha bastırdım ve doktoramı tez dönemine getirdim.

Çalışma hayatım içerisinde 1993 yılında evlendim ve 3 çocuğum var hamd olsun. Hayatta en önemli kariyer, başarı ve mutluluk vesilesinin de her şeyden önce ve önemde aile kurmak olduğuna inanıyorum.

Bunları şu gerçeği izah etmek için aktarıyorum.

Milletimizin, devletimizin gelişmesi, ilerlemesi, güçlenmesi fertlerin kendini geliştirmesine, güçlendirmesine bağlıdır.

Toplumdaki olumsuz gelişmelerden rahatsız olanlar lütfen kendilerine baksınlar.

Bu durumda bizim pasif kalarak ta olsa payımız ne kadar?

Biz değişmeden, kendimizi geliştirmeden, üretmeden toplumun olumlu olarak değişme imkanı var mı?

Elmas ve kömürün başlangıçta temel maddesi aynıdır dostlar.

İkisinin de kökeni karbondur.

Peki neden elmas kömüre göre daha değerlidir?

Elmas madenler arasında en çok değişime uğradığı için en kıymetlidir.

Devamını oku...

Ahirette insanlardan cennetlik olanları müjdelerken melekler şu  cümleyle hitap edecekler:

‘’Rablerine karşı sorumluluk bilinciyle yaşayanlar da gruplar halinde cennete sevk edilirler. Cennete vardıklarında oranın kapıları açılır ve (cennet) bekçileri onlara şöyle der: “Size selâm olsun, hoş geldiniz! Haydi, ebedî kalmak üzere girin cennete!” Zümer, 39/73

‘’İman etmedikçe cennete gidemezsiniz.

Birbirinizi sevmedikçe iman etmiş olmazsınız.

Yapacağınız zaman birbirinizi seveceğiniz ameli söyleyeyim mi?

Aranızda SELAMI yayınız.’’ buyurdu Allah Resulü.

‘’SELAM denizi coşdumu gönüllerdeki kini giderir.’’ Pir’in sözünün merkeze yerleştirildiği bu sene ki Şeb-i Aruz’un teması ‘’Selam Vakti.’’

Selam barış, esenlik, huzur demek.

Selam hayatta başarı ve mutluluğumuzun en önemli ilkesi olan iletişim kapısının anahtarı.

Ailede Huzur için 9 S’den en önemlisi sohbet birliğinin besmelesi selam.

Kalplerdeki düşmanlığı, kini, zulmeti yok eden bir iksir selam.

Allah’ın 99 isminden en çok zikredilen isimi es- Selam.

Müslümanın en fazla 72 saat küs durabildiği kardeşine, 3 günlük süre dolduktan sonra hitap etmek zorunda olduğu kelam selam.

Devamını oku...

‘’Dünyada her şey zehirdir, önemli olan dozdur’’ der Paracelcus.

İnsanın ana vatanı cennettir ve ona uygun bir biçimde(ahsen-i takvim) yaratılmıştır.

İmtihan için dünyaya belirli bir vakit için gönderilmiştir.

Dünyada cennetin numunesi olan ve numune şeklinde verilen tüm nimetlerin yenilmesi, içilmesi ve kullanılması hususunda belirli bir doz belirlenmiş Peygamberlerin öğreticiliğiyle.

Bu doz aşıldığında nimetler bize zarar veren nikmetler haline geliyor.

Bu sebeple insan ruh ve beden sağlığı için kullandığı tüm nimetlerde doza dikkat etmeli.

Bu kural yediğimiz, içtiğimiz ve kullandığımız nimetlerle alakalı olduğu gibi; bize verilen duygular ve kabiliyetlerin kullanılmasında da geçerlidir.

Misal olarak sevmek muhabbet duygusunu esas alacağız.

Evet kainatın mayası olan sevmek duygumuzu kullanırken dahi dozuna dikkat etmek zorundayız.

‘’İnsanlık tarihinde ilk şirke düşen toplum Hz. Nuh'un kavmidir. Bunun sebebi velilerine, sevdikleri insanlara yönelik olarak gösterdikleri aşırı saygı ve sevgidir. Hz. Nuh kavminin heykelini yapıp taptığı Ved, Suva, Yağus ve Yeuk isimli kişiler aslında sevdikleri salih insanlardı.’’ (Hadis-i Şerif, Ebu Davud, Edep, 116)

Peygamberimiz bu konuda geçmiş ümmetlerin hatasını anlatıp, ümmetini uyarmıştır.

Devamını oku...

Gambit, bir satranç terimidir.

İki tür satranç oyuncusu vardır.

Birincisi: Taş hesabı yapan, rakibinden daha fazla taş yiyerek ya da kendi taşlarını katı bir savunmayla muhafaza etmeye çalışan sıradan, sıkıcı, zevksiz, riske girmeyen ortalama ve yaygın tip.

İkincisi: Gambiti bilen, strateji ustası, hedef odaklı, risk alan, kurduğu 7, 8, 9, 10 hamle sonrası galibiyet için taşlarını feda eden zevkli, zeki, olağan dışı satranç oyuncusu.

Demek ki gambit: Daha iyi bir mevki veya oyunu kazanmak için bir oyuncunun bir veya birkaç taşı feda ederek stratejik üstünlük kurması anlamına gelmektedir. Satranç dışında da hesaplı bir hareket, bir tür hile, bir tür tuzak anlamlarında da kullanılır.

Lise 1.sınıftan itibaren satranç oynarım. Aynı zamanda sertifikalı satranç antrenörüyüm. Hiçbir zaman taş hesabı yapmadım. Hep strateji kurdum, gambiti uyguladım ve hiçbir zaman pişman olmadım.

Peki gambiti satranç dışında sosyal hayatımızda uygulayabilir miyiz?

Sadece gambiti değil satrancın tüm enstürman ve uygulamalarını sosyal hayata uygulayabilirsiniz.

Bunun için bütün anne/baba, komutan, idareci ve  öğretmenlere çağrım, çocuklarınıza/öğrencilerinize/askerlerinize satrancı mutlaka öğretiniz.

Sosyal hayata gambiti nasıl uygulayacağımız konusuna gelince:

Hayatta karşılaştığımız insan tipi vardır.

Birincisi: Sürekli küçük hesaplar peşinde, sineğin yağını hesap eden, cimri, pinti, her olaya sadece kendi bulunduğu yerden bakan, dünyanın kendisi için döndüğünü düşünen, bencil, egoist, asla risk almayan, kıl, keyifsiz, zevksiz ot, olağan, sıradan tip.

İkincisi: Paylaşımcı, dünyanın diğer insan ve varlıklarla güzel olduğuna inanan ve bunu yaşayan, cömert, kendisi ve başkası için risk alan, keyifli, özgün, olağan dışı tip.

İşte ikinci tipler hayat oyununu gambit çerçevesinde oynarlar.

Risk alırlar.

Sevdikleri için hesapsız fedakarlık yaparlar.

Devamını oku...

Adnan Oktar ve ekibinin cürümlerine baktığımızda bir kez daha anladık ki şeytan ve dostları  insanı en zayıf yerinden vuruyorlar.

Zevk ve sefanın zirvede yaşandığı cennette yaşarken dahi Adem babamız ve Havva anamızı bu zayıf yerinden vuran iblis, adem nesline de aynı tecrübe edilmiş numarayı çekmekten hiç vazgeçmedi.

Rabbim yüce kitabı Kur’an-ı Kerim’de kullarının imtihanın gereği olarak insana musallat edilmiş şeytan ve hileleri konusunda uyarır. Ve imtihan edilirken en zayıf olduğu konuları önem sırasına göre sayar. Tabii ki birinci sırada ‘’kadın’’ vardır.

‘’Kadınlar(1), oğullar(2), altın ve gümüş (cinsin)den birikmiş hazineler(3), soylu atlar(4), sığırlar(5), arazilere yönelik tutku(6) ve dünyevî zevkler(7) insanoğlu için çekici kılınmıştır. Bütün bunlar dünya hayatının geçimliğidir. Oysa asıl varılacak güzel yer ancak Allah'ın katındadır.’’

Al-i İmran, 3/14

Hasan Sabbah’tan Fetö’ye , Daeş’ten Pkk’ya ve son gündem Adnan Oktar örgütüne kadar bütün organizasyonlar kadınları en etkin bir biçimde kullanmıştır.

Yüce Allah kitabında 3 konu olumsuz fiil konusunda ‘’yapmayın’’ yerine ‘’yaklaşmayın’’ tabirini kullanır. Müminin en çok dikkat etmesi konu bu Rabbimizin yaklaşmayın dediği zina, yetim malı yemek ve riba(faiz) konusudur.

Devamını oku...

Daha Fazla İçerik...

Sayfa 1 - 15

Başlangıç
Önceki
1