Cuma, Ekim 23, 2020

Text Size

Ahlak



“İnci arıyorsan denizin dibinde ara, kıyıya vuran sadece köpüktür” der Mevlana.

Zahir-batın ikileminde, zahir sadece batnın kabuğunu ifade eder.

Kabuk-öz kıyasında, kabuk sadece öz koruyan, muhafaza edendir.

Mazruf-zarf tasvirinde aslolan mazruf, zarf sadece kılıftır.

Ve… Ruh-beden karşılaştırmasında maksat ve asıl ruhtur.

Nicelik(sayı)-nitelik(kalite) anlatımında mevzunun özü kalitedir.

Misaller çoğaltılabilir…

Gözümüzü nereye çevirsek kâinat, özün kabuğa üstünlüğünü haykırır.

Soğanın cücüğü en derinliğindedir.

Eşyada her yerde en değerliler derinlerdedir.

Elması yüzeyde bulamazsınız…

İnsanın kalitesi de, derinliğine yürüyebildiği, o cesaret gösterebildiği kadardır.

Bir bal arısı gibi çiçeklerden, eşya, kitap ve insanlardan aldığı nektarlardan topladığı malzemeyle kendi kovanına çekilip, içinin derinliğine yürümelidir insan.

“İlim ilim bilmektir, ilim kendin bilmektir. Sen kendini bilmezsen bu nice okumaktır” der Koca Yusuf.

Jose Mauro De Vasconcelos Şeker Portakalı’da insanı olgunlaştıran acının derinliğine nasıl nüfuz ettiğini şu cümlelerle anlatıyordu:

Devamını oku...

Hz. Mevlana’nın Mesnevi kitabı 5. Cildi(1335-1420)’nde geçen, en çok eleştirilen ve en müstehcen bulunan “kabak hikayesi” aslında o devrin ve bu devrin zirve iletişimcisinin dilinden dünya ve ahiretimize her daim katkı sunacak çok değerli ve önemli dersler içerir dikkatle ve derinlikli bakıldığında.

Dünyada her şey, bilimin de temeli olan bir düzen ve mizan üzerine kuruludur.

Her şey değerini ve kıymetini bu ölçüler çerçevesinde alır/almalıdır.

Değişmez ve bütün dinlerin ve kültürlerin kabul ettiği ortak mukaddes, tek kutsiyet sahibi değerimiz “Allah” tır.

Bütün değerleri en başa Allah’ı koyarak sıralamamız gerekiyor.

Mevlana’nın hikâyesini kısaca hatırlayalım.

Olayda kendini dünyada mülkün sahibi zannederek “sınırsız/ölçüsüz” şehvetinin her isteğini ve tüm duygularını tatmin etmek isteyen ev sahibesi kadın,

Kendini dünyada imtihan olurken misafir bilen ve ev sahibinin çizdiği sınırlar/çizgiler(kabak) çerçevesinde şehvetini ve duygularını helal dairede tatmin edip, asıl tatmini cennete bırakan akıllı hizmetçi kız.

Evet, eşek tasviriyle erkek/kadın insanda sınır tanımayan, sınır konulmamış şehvet ve diğer duygular temsil ediliyor.

Kabak tasviri ile de imtihan dünyasında bize tanınan alanın sınırlarını çizen Kur’an ve Sahih Sünnetle belirlenmiş ölçü anlatılıyor.

Ölçüye dikkat etmediğinizde ev sahibesi kadın gibi şehvet ve diğer duyguların aklı ve kalbe galip gelmesiyle hikâye de olduğu gibi kan revan içinde kalır, dünya ve ahiret zararına uğrarsınız.

Bu sebeple çok cazip olan ve yaklaşıldığında, kabağı unuttuğunuzda kesinlikle yapacağınız 3 büyük günah için “yapmayın” değil “yaklaşmayın” emri verilmiştir.

Devamını oku...

Corona (covid-19) ölümleri artırdı.

Her tarafımızdan yakın ve uzaklardan sürekli ölüm haberleri alıyoruz.

En adil, en kesin, en beklenen/beklenilmeyen…

Ölüm “en” lerin gerçeği.

Rabbim imtihan için kurduğu dünya düzeninde ölümü hayattan önce zikreder.

“O, davranış ve eylem bakımından hanginizin daha güzel amel edeceğini sınamak için ölümü ve hayatı yarattı. O, mutlak güç sahibidir, çok bağışlayandır. Mülk, 67/2.

Zira başlangıçlar, süreçler hep ölümle başlar.

İslam toplumunda Cuma günü Perşembe akşamı güneşin batmasıyla (ölmesiyle) başlar.

Güneşin batışı(ölümü) gerçeğinde, ertesi gün doğusu/doğumu katiyetinde ahret hayatına (hayatın devamına) inanır mümin.

Her sonbaharla kemale eren dünyanın kış ile kefenlere bürünüp öldüğünü ve baharla yeniden dirildiğini görür ve imanını güçlendirir.

Devamını oku...

“Milleti ona koşarak geldiler. Daha önce kötü işler işliyorlardı.

"Ey milletim! İşte bunlar benim kızlarım, onlar sizin için daha temizdir. (size nikahlayabilirim!)

Allah'tan sakının, konuklarımın önünde beni rezil etmeyin. İçinizde aklı başında kimse yok mudur?" dedi.” Hud, 11/78.

Kur’an-ı Kerim 76 ayette bizzat, 1000 yakın ayette dolayısıyla akıl(taakkul), fikir(tefekkür), zikir(tezekkür), tedbir(tedebbür)den bahseder.

İnsanı halife yapan ilk muhatap esmanın öğretildiği “akıl”dır.

Aklı etkin kullanma yöntemine “nazariye” denir.

İsmini Rum suresi 50. Ayetinde geçen “fenzur” kelimesinden alır.

“Allah`ın rahmetinin işaretlerine bir bak. Nasıl yeri ölümden sonra diriltiyor? Şüphe yok ki, o ölüleri diriltir. O, her şeye gücü yetendir.” Rum, 50/50.

İnsan aklını “fenzur” kapsamında elinden gelen gayretle, etkin kullandığında kalp devreye girer.

Kalbin çalışma sistemine “müşahede” denilir. Akılla kapılara açan ve temizleyen kula Rabbinin Rahmet ve inayeti iner.

“Ama bizim uğrumuzda üstün gayret gösterenleri, elbette bize varan yollara eriştireceğiz. Allah, kuşkusuz, iyi ve güzel davrananlarla beraberdir.” Ankebut, 29/69.

Akıl ve kalbin birlikte hareketi olmadan kişi hidayete ulaşamaz.

Bu anlamada akıl ve kalbin birlikte hareketi bir kuşun 2 kanadı gibidir.

Nasıl kuş tek kanatla uçamazsa, akıl ve kalb ayrı ayrı hareket ettiklerinde kişi hidayete asla ulaşamaz.

Aklın muhatabı, karşılığı ve neticesi fen bilimleri, kalbin muhatabı, neticesi ve karşılığı; din ilimleridir.

“Aklın nuru, fünun-u medeniyedir. Vicdanın ziyası, ulûm-u diniyedir. İkisinin imtizacıyla(birleşmesiyle) hakikat tecellî eder. O iki cenah ile talebenin himmeti pervaz(kanatlanır) eder. İftirak(ayrıldıklarında) ettikleri vakit, birincisinde taassup, ikincisinde hile, şüphe tevellüd eder." Münazarat, Bediüzzaman Said Nursi.

Müslüman hayatında her konuyu akıl ve kalb birlikteliği ile nazar ve müşahede yöntemiyle değerlendirmelidir.

Koronavirüs (covid 19) ile ilgili 27 Ocak 2020 de bir yazı yazdım. 7 yıllık Sağlık Eğitimim ve 12 yıllık dini eğitimime dayanarak koronavirüs (covid 19) hakkındaki görüş ve önerilerimi paylaştım:

Devamını oku...

Muhyiddin-i Arabi ve Sadreddin-i Konevi gibi zatların bakış açısını ifade eden düşünce sistemine “ekberi” ismiyle tesmiye ediyoruz.

Bu sistemde Muhyiddin-i Arabi Şeyh-i Ekber, Sadreddin Konevi Şeyh-i Kebir’dir.

Ekberi düşünce sistemi; kainata aşkın varlığımız, Allah’ın gözüyle akıl, kalp ve vicdanımıza organlarımızın sağladığı en geniş açıdan bakabilme gayret ve çabasını anlatır.

Biz bu çabayı kurbiyetle(bir adım) ortaya koyduğumuzda Rabbimizin akrebiyetle(yüz adım) bize bütün mana kapılarını açacağı inancıyla süluke devam etmektir.

Hz. Adem’e öğretilen eşyanın esmasını hatırlayarak, küçük-büyük her bir eşyadan Yüce Allah’ın gerçek maksat ve hedefi olan hidayete bir kapı ve pencere açabilme sanatıdır ekberilik.

Zerreden seyyareye her şeyin kendi lisanı mahsusuyla Rabbine dellallık ettiğini şehadet etmektir.

Varlığa nazar ederken elestü bezminden kıyamet ve yeniden dirilmeye bütün aşamaları birlikte görebilmektir ekberi yaklaşım.

Okyanus gibi olmaktır, içimize ne gelirse engin gönlümüzde eritmek ve temizleyip kıyıya göndermektir ekberilik.

Öncelikle Nasreddin Hoca’nın ifadesiyle vücudumuzu örten kürklerden(elbise, mevki, makam, para, şan, şöhret), sonra ruhumuzun bineği bedenden(ırk, cins, renk, güzellik/yakışıklılık) kurtulup sadece ruhumuzun sesine kulak vermektir ekberilik.

Bu yazımızda varlıkla ilişkilerimizde en önemli ihtiyacımız olan iletişim konusunda ekberi bakış açısına değineceğiz.

İletişimde 6 temel ilke ve aşamayı gözetmek zorundayız bunlar;

Köklü iletişim için GÖNÜL dili,

Devamını oku...

Daha Fazla İçerik...

Sayfa 1 - 18

Başlangıç
Önceki
1