Çarşamba, Kasım 13, 2019

Text Size


Binlerce yıl sağılmışım,

Korkunç atlılarıyla parçalamışlar

Nazlı, seher-sabah uykularımı

Hükümdarlar, saldırganlar, haydutlar,

Haraç salmışlar üstüme.

Ne İskender takmışım,

Ne şah ne sultan

Göçüp gitmişler, gölgesiz!

Selam etmişim dostuma

Ve dayatmışım...

Görüyor musun ?

Ahmet Arif’in “Anadolu” şiirinde anlattığı gibiyiz biz!

25 den fazla medeniyeti taşıdı Anadolu toprakları.

Her karışı tecrübe, azim, irade, cesaret, şehit kanı…

12 asrı aşan Göbeklitepe, 11 asrı aşan Çatalhöyük bizde…

İnsanlığın ilk her açıdan ilk değerlerini ortaya koyduğu Mezopotamya bizde…

Büyük Selçukluların danışmanlarının kurduğu ve Anadolu’yu mayaladıkları Danişmendoğulları bizde…

7. Asırda başlayan İslam Ümranının zirve yaptığı 13. Yüzyılın başkenti Konya bizde…

Anadolu’nun meziyetlerini saymaya bu yazının hacmi yetmez.

Ancak beni üzen Anadolu’nun sahiplerinde bu özgüven gitmiş gözünü İstanbul’a bir platonik aşk başlamış son 150 yıldır.

Oysa kadim kültür ve değerlerin merkezi Anadolu kendine yoğunlaşması gerekirken bu platonik aşk gelişme ve ilerlemesine negatif etki ediyor.

Zira İstanbul’da son 150 yıldır batıya platonik bir aşk yaşıyor.

Rahmetli Nuri Pakdil “Boynumuz ağrıdı batıya bakmaktan”  dediği gibi biz İstanbul’a, İstanbul batıya bakayım derken boynumuz koptu.

Şöyle özgüvenle bana ne batı’dan, bana ne İstanbul’dan diyerek önümüze bakıp işimizi en güzel şekliyle yapmaya çalışmadığımız sürece ne İstanbul olur ne Anadolu.

Yani ne Anadolu’nun İstanbul’a aşkının, ne de İstanbul’un batıya aşkının karşılığı yok!

Bu karşılıksız ilgi ve sevgi geride sadece hayal kırıklığı ve hüsran bırakıyor.

Oysa insan işe başta nefsi ve ailesi sonra en yakınından başlamalıdır.

Durgun suya atılan taşın oluşturduğu halkalarda olduğu gibi en zaman ve emeğimizi öncelikle en dar dairelere sarf etmeli, oradaki vazifelerimizi hakkıyla yerine getirdikten sonra daha geniş halkalara açılmalıdır.

“(Önce) en yakın akrabanı uyar.” Şuara, 26/214 ayette Rabbim bu hususu emreder.

Hutbede okunan Nahl suresi 16/90. Ayette de öncelikle  “yakınlara iyilik ve ihsan” emredilir.

Konyamızda geleneksel hale gelen Kitap Fuarımız SKM’de Cuma günü açıldı.

Harika bir organizasyon, her fuar daha da güzelleşiyor, emeği geçenleri tebrik ediyorum.

Ama dikkatimi çeken bir hususu paylaşmadan geçemeyeceğim.

Billboardlara ve https://konyakitapfuari.com/ girdiğinizde bu platonik aşkı görüyorsunuz.

Konya Kitap Fuarına İstanbul’dan gelen ve ilgileri davet edildikleri program süresiyle sınırlı insanların billboardlar ve web sayfasında öne alınıp, Konya’da doğan, ömrünü bu şehre veren, bu şehri hisseden, bu şehri yaşayan, yerel gazetelerde her gün köşe yazan, onlarca eserleri olan insanlara yer verilememesi insanı üzüyor.

Biz İstanbul’dan gelen insanlara yer verilmesin demiyoruz.

Organizasyona kim katlıyorsa adaletli bir şekilde sunulsun istiyoruz.

Neye göre insanlar ön plana alınıyor, ya da alınmıyor.

Akla hemen platonik aşk geliyor.

Bu sadece Konya’da değil, Tokat’ta, Kayseri’de, Adana’da ya da Anadolu’nun farklı bir şehrinde de böyle.

Kalkınma yerelden başlar dostlar.

Siz yerel değerlerinize sahip çıkmazsanız ulusaldaki insanların şehrinize katkısını beklemek “taşıma su” ile değirmeni döndürme çabası gibi nafile bir uğraş olacaktır.

Ey Anadolu! Titre! Kendine gel!

“Ev buzağısından öküz olmaz” anlayışından vazgeç!

Olacaksan kendi insanınla, kendi yerel değerlerinle, kendi mahallende olacaksın.

Yoksa bu platonik aşk seni daha çoook yoracak.

Ahmet Arif “görüyor musun?” sorusuyla bitirmişti ya!

Biz de diyoruz ki: Son 150 yıla iyi bak Anadolu, dikkatle bak çok şey göreceksin.

Kitap Fuarı Programım:

7 den 77 ye tüm kitap dostlarını bekliyorum:

19 Ekim Cumartesi Selçukya Sanat/İmza : 10.00-14.00

19 Ekim Cumartesi Çimke/İmza : 14.00-20.00

21 Ekim Pazartesi Tyb Konya/İmza : 14.00-20.00

22 Ekim Salı SÖYLEŞİ/MALAZGİRT: 11.00-12.00

23 Ekim Çarşamba Tyb Konya/İmza : 10.00-14.00

26 Ekim Cumartesi Selçukya Sanat/İmza : 10.00-14.00

Yorumlar (0)

Bu yorumun beslemesine abone olun

Yorum yaz

daha küçük | daha büyük

busy