Çarşamba, Kasım 13, 2019

Text Size


Anne karnındaki bebek, gebelik boyunca göbek kordonu vasıtasıyla plasentaya bağlı olarak yaşar. Doğumdan sonra göbek kordonunun kesilmesiyle bebeğin plasenta ile olan bağı sona erer.

Bu eylem insanın ilk bağımlılığının sonlandırılması işlemidir.

Bebeğin en az 24 aylık anne sütüne bağımlılık dönemi başlamıştır artık.

Bakara 233, Ahkaf 15 ve Lokman 14. Ayetlerde Yüce Allah annelerin bebeklerini en az 24 ay emzirmesini emreder. Bu emir iman, namaz, oruç, zekat kadar önemli ve ciddi bir emirdir.

Zira anne bebeğine sadece dünyanın en değerli gıdasını değil, aynı zamanda özgüveni, güveni, kimlik ve kişiliği, şefkati, merhameti, sevgiyi yükler.

Bu bağımlılığında sonlandırılması için bebeğin annesinin memesini kendisi bırakması gerekir.

Kısaca, rahimde kordonla başlayan anne bağımlılığı memeden süt emmeyle devam eder.

Anne bu iki aşamada bebeğini her açıdan doyurması ve bağımlılığını bebeğin kendinin bırakmasını beklemelidir.

Peki bebek bu aşamaları anneyle yakın bir muhabbet ilişkisi ile tamamlayamazsa ne olur?

“Oral Fiksasyon” dediğimiz sendrom bebekte gelişir ki CD artık derinden çizilmiştir.

Tabula Rasa tam anlamıyla tamir edilemeyecek kadar zarar görmüştür.

“Orak fiksasyon” toplumda ilkokuldan itibaren öğretilmesi gereken en önemli kelimedir.

Kainatın halifesi insanın kişilik oluşumunda en önemli döneme işaret eder.

Eğer 0-2 anneler bebekle irtibatlarına dikkat etmez “oral fiksasyon” gelişirse işimiz çok zordur.

Tamamen ayrı bir yazımın konusu olan “Oral fiksayon=Anne yoksunluğu” meselesini linke havale edip “bağımlılık” konusuna devam edelim: http://www.cemilpasli.com/sosyal-hizmet/oral-fiksasyon-ve-anne-yoksunlugu

Demek ki bağımlılığın en temelinde ve en birinci sebebi 0-2 yaş anne yoksunluğu.

İkinci sebep: Hedefi olmayan çocuk.  Başarı için hedefine yürüyen çocukta 3 temel şart gerekiyor. Özgüven, zihni arka plan(güncek taze, bol bilgi) ve iyi bir sosyal çevre(arkadaş).

Küçükten itibaren hedefi belirlenmiş bir kurşun gibi hedefine odaklanmış, bilginin arkasından koşan ve arkadaş ve çevresini hedefleri doğrultusunda oluşturmuş çocukta bağımlılık olmaz.

Bağımlılık, coşkun akmayan suyun zamanla kirlenmesi, yosun tutmasıdır.

Bağımlılık, işlemeyen demirin paslanması ve çürümesidir.

Bağımlılık, kişinin kendi istek ve iradesiyle doldurmadığı, kalbini, aklını, zamanını başkalarının çöplüğe çevirmesidir.

Bağımlılık, ekmediğiniz, dikmediğiniz tarlanızın diken ve haşeratla kaplanmasıdır.

Bağımlılık, özgüvenini kaybetmiş, hedefsiz, bilgisiz, moralsiz çocuğun bir sinek gibi örümcek ağına yakalanmasıdır. Oysa bal yapma hedefi ile çiçekten çiçeğe uçan bal arısını hiçbir örümcek ağı durduramaz.

Peki ne yapacağız?

0-2 yaş anne-bebek birlikteliği konusunu devlet projesi yapacağız.

Anne karnına düşen bebeği en az 3 yıl yakından takip edeceğiz.

Başta eğitim sistemi ve kamuya format atacağız ve sistem her çocuğa 5-9 yaş arasında bir hedef belirleyecek ve bir füze gibi eğitim rampasına koyduğu çocuğu hedefine kilitleyip fırlatacak.

Bu konu birleşik kaplar gibi sadece eğitimin değil devletin yeniden dizaynı konusu: https://www.ereglimetro.com.tr/pasli-kamu-yonetiminde-evrim-sart-28528h.htm

Siz 0-2 anneye bebeği doyurun, 5-9 da eğitim sisteminiz çocuğu yıldızlar kadar yüksek hedefler için her birini kendi kabiliyetine özel rampasına yerleştirip fırlatsın “bağımlılık” konusu sadece geçmişin kötü bir hatırası olarak yad edilir.

Peki mevcut bağımlılarımız ne yapacağız?

Amatem ve Umatem’lerle ilaçlarla başlayan süreçle birlikte hedef tesisi, iş imkanı, sosyal çevre dizaynı için bu gençlerimizi “özel” insanlar kategorisinde değerlendirip şefkat, merhamet ve iştiyakla bağımlılık zincirlerinden kurtarmaya çalışacağız.

Özellikle STK’ların bağımlılık sahasının iyileştirici-geliştirici, koruyucu-önleyici ve tedavi-rehabilite edici kademelerinde aktif faaliyetler içerisine girmesi konusunda Kamu ve Yerel yönetimler teşviklerde bulunmalı.

Bir işin tamam ve etkili olması için gönüllülük temel şarttır.

Bir bağımlının zincirlerinden kurtarılıp özgür kılınmasının Allah katında ne kadar kıymetli olduğu anlatılmalıdır.

Milli gücümüzün en önemli unsuru gençliğimizi her tür bağımlılıktan kurtarılması Kamu-Yerel Yönetim ve STK’ların en birinci önceliği olmalı.

Çocuk ve genç geleceğimizdir. İstikbalimize hep birlikte sahip çıkalım.

Yorumlar (0)

Bu yorumun beslemesine abone olun

Yorum yaz

daha küçük | daha büyük

busy